Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Sitesi

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
ÇOCUK GELİŞİMİ VE ÇOCUK EĞİTİMİ

Çocuğunuzu Sinirli Olmasının Sebebleri

Yazdır PDF

Bir çocuğun sinirli olması için eğer genetik nedenler yoksa bunun eğitimsel ve çevresel nedenleri vardır. Sinirlilik hali öğrenilmiş bir durumdur. Madem doğuştan sinirli doğmuyorlar, bir çocuk nasıl böyle sinirli olur? Elbette bu sorunun cevabı tekbir nedene bağlayamayız. Birçok neden olabilir. Bunlarda bazılarını sizlere sıralayacağım.

Eğer çocuğunuzu sinirli yapmak istiyorsanız;

Her daim çocuğunuzun yanında eşinizle kavga edin.

Çocuğunuzun istemediği bir şeyi ona zorla yaptırın, kabul ettirin.

Çocuğunuzla inatlaşarak çözüm yolları üretmesine yardımcı olmayın.

Devamını oku...
 

Aile ve Çalışma Saatleri

Yazdır

Son zamanlarda ailede şiddetli geçimsizlik ve boşanma oranlarının artmasını hepimiz duymuşuzdur.


“Aileyi kaybedersek her şeyimizi kaybederiz.”


Aileyi yıpratan en önemli sebeplerden birinin özel sektörde yoğun ve uzun çalışma saatleri olduğunu düşünüyorum. Bu durumun ailenin ruh sağlığını ciddi seviyede etkilediğini, çalışma saatleri “Evli olanlar” ve “Bekar olanlar” şeklinde düzenlendiğinde zaman içinde olumlu yönde bir etkisi olacağına inanıyorum.


Devlet yetkililerin ve sayın yöneticilerimizin bu konuda düzenleme yapılması gerekmektedir. Çevremde bulunan bir aileyi örnek olarak buraya yazarak meramımı daha anlaşılır hale getirmek isterim. Aşağıda, sabah 9:00 akşam 19:00 çalışan karı-koca ve tek çocuklu bir aileyi anlatacağım.

Devamını oku...
 

Satranç Müzesi

Yazdır

 

Dünyanın en büyük satranç müzesi Kısa bir süre önce kapılarını açan Gökyay Vakfı Satranç Müzesi’ne ilgi büyük. Gökyay Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Akın Gökyay, “Açıldığı günden beri yoğun bir ziyaretçi trafiğimiz var. Bambaşka dünyalara yolculuk için herkesi bekliyoruz” dedi.

İşadamı Akın Gökyay’ın Ankara’nın başkent oluşunun 92. Yıldönümünde başkentlilere hediye ettiği Gökyay Vakfı Satranç Müzesi’ne ziyaretler devam ediyor. Müzeyi ziyarete gelenlerin buradaki satranç takımlarını gördüğünde büyük bir şaşkınlık yaşadıklarını söyleyen Gökyay, “Açıldığı günden beri yoğun bir ziyaretçi trafiğimiz var. Çok kısa sürede oluşan bu büyük ilgi beni çok mutlu ediyor. Müze, ziyarete gelenleri dünya yolculuğuna çıkarıyor. Oyuncak Müzesi ile müzecilik tarihine farklılık getiren, herkesin yüreğine işleyen hikâyeleriyle bilinen Sunay Akın’ın ziyaretiyle verdiği desteğe teşekkür ediyorum” dedi. “Müzedeki atmosfer çok etkileyici. BirtenAkın Gökyay çifti müthiş bir koleksiyon oluşturmuş” diyen Sunay Akın ise sözlerine şöyle devam etti: “Koleksiyoncular olmadan müzecilik gelişmez. Bizim anatomimiz koleksiyonculuktur. Müzecinin ruhu farklıdır. Müzecilik ruhunu geliştirmek için mutlaka dünyadaki bu tür müzeleri ziyaret etmek lazım. Satranç Müzesi de çok güzel ve sağlıklı bir şekilde doğdu. Müthiş bir heyecan hissettim, büyük başarı.”  Türkiye Satranç Federasyonu Başkan Vekili Aşkın Keleş de, Satranç Müzesi ile birlikte ‘dünyadaki en büyük satranç müzesi’ gururunun Ankaralılara yaşatıldığını belirterek, “Satranç kültürü açısından bu müze çok önemli. Biz de Federasyon olarak önemli toplantılarımızı, bazı faaliyetlerimizi müzede gerçekleştireceğiz. Burası satranç severlerin bir müzesi, bir buluşma noktası olacak” dedi. Türkiye’nin satranç konusunda çok eşsiz bir ülke olduğunu belirten Keleş şöyle konuştu: “Türkiye’de de başarılı çalışmalarımız var. Satrancı öğrenen herkes Federasyonun hem özel hem resmi turnuvalarında oynamaya başladı. Yarım milyona yakın milli sporcumuz var. Bu ivme çok büyük bir ivme. Yakın gelecekte de dünyanın çok imrendiği, özel turnuvaların yapıldığı bir ülke olacağız.”

Devamını oku...
 

Başkentin 'tepetaklak' evi ziyaretçilerini bekliyor

Ankara'da özel bir firma tarafından inşa edilen "ters ev" ziyarete açıldı. Evin mimarlarından Gültekin, "Dünyada ziyaret edilebilen 13 ters ev var. Biz 14'üncüsü başkentimize kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz." dedi.

Devamını oku...
 

"Başka bir eğitim mümkünmüş" dedirten Waldorf Eğitim Sistemi!

e-Posta Yazdır PDF

"Başka bir eğitim mümkünmüş" dedirten Waldorf Eğitim Sistemi!

Teknoloji yok, akıllı tahta, tablet yok; kara tahta, tebeşir, kağıt ve kalem, dikiş iğnesi, çamur var...

Eğitim sisteminin çocuğun kişiliğinin, yaratıcılığının oluşmasında, öğrenme sürecinde, yeteneklerinin ortaya çıkmasında ne kadar önemli olduğu yadsınamaz bir gerçek. Çünkü çocuğun en önemli yıllarında onu bir sistemin içine sokuyoruz. İşte bu sistemin çocuğu nasıl şekillendireceğini, onu nasıl dönüştüreceğini iyi çözümlemeliyiz. Günümüz anne babaları neyse ki bu çözümlemeyi yapmaya, 'çocuk yetiştirmede farklı bir sistem de mümkün olabilir mi?' diye araştırmaya hevesliler. Sosyal medyanın, saniyesinde her bilgiyi önümüze döken internetin bunda katkısı da yadsınamaz tabi ki.

Artık klasik çocuk yetiştirme yönetmlerinden farklı uygulamalara inanıyoruz ve bize dayatılan eğitim sisteminden farklı sistemlerle de çocuğumuzun yetişebileğini biliyoruz. Tam da bu noktada size 'Başka bir eğitim mümkünmüş' dedirtecek bir eğitim yaklaşımından, Waldorf Eğitiminden bahsetmek istiyorum. Bu öyle bir okul ki; şimdilerde okulların gururlanarak sundukları teknolojiyle donatılmışlık anlayışından tamamen uzak. Hatta çocuklar elektronik cihazlardan tamamen uzaklar. Akıllı tahtalar yerine eski kara tahtalar, tebeşirler; tablet bilgisayarlar yerine bolca kağıt kalem var. Bu okulda çocuklar örgü örüyor, dikiş dikiyor, çamurla oynuyorlar. Öğrenmek için oyun oynuyorlar. Doğayla iç içe vakit geçiriyor, her çocuğun yapması gerektiği gibi koşuyor zıplıyor atlıyorlar. Bizim zannettiğimizin aksine tablette oyun oynamak değil işte bunlar geliştiriyor çocuğun zekasını…

Devamını oku...
 

Altını Islatan Çocuklarda On Soru On Yanıt

Yazdır

Altını Islatan Çocuklarda On Soru On Yanıt


Bu ayki konumuz; “Gece Altını Islatma“. Sorularımızı Kocaeli Ü. Tıp Fak. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD’ndan Dr. Şükrü Hatun yanıtladı.

1. Gece altını ıslatma nedir? Sıklığı ne kadardır?
Gece altını ıslatma, gece uyku sırasında farkında olmadan idrar yapma olarak tanımlanabilir. Normalde çocukların çoğu hem tuvalet eğitiminin etkisi hem de mesane kapasitesinin gelişmesi sonucu 2-4 yaş arasında idrarlarını hem gece hem de gündüz tutmayı becerirler. Gece altını ıslatma çoğu zaman mesane gelişimindeki gecikmenin bir sonucudur, bu nedenle de yaşla sıklığı azalır. Üç yaşındaki çocukların %40'ı altını ıslattığı halde bu oran 5 yaşında %20'ye, 6 yaşında %10'a düşmektedir. Erkek çocuklar kızlara göre daha sık altını ıslatma sorunu yaşamaktadır. Aileler 5-6 yaş civarında bu sorunla ilgilenmeye ve genellikle de 7-8 yaşında hekimlerden yardım istemeye başlarlar. Ülkemizde 7-11 yaşındaki erkek çocukların %16'sında, kızların ise %11'inde altını ıslatma sorunu olduğu bildirilmektedir.

2. Gece altını ıslatmanın kaç tipi vardır, nedenleri nelerdir?
Gece altını ıslatmanın iki tipi vardır. Eğer çocuk hekime getirilinceye kadar sürekli altını ıslatıyorsa primer (birincil) tip, en az 6 ay kuru kaldıktan sonra altını ıslatmaya yeniden başlamışsa sekonder (ikincil) tip altını ıslatmadan söz edilmektedir. Altını ıslatan çocukların büyük çoğunluğu birincil altını ıslatma grubunda toplanmaktadır. Bazen altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı duyma gibi bulgular eşlik edebilir. Gece altını ıslatma, nedenlerine göre fizyolojik ve organik olmak üzere iki gruba ayrılarak incelenmektedir.

Devamını oku...
 

Samiha Ayverdi'den Anne ve Babalara Nasihatler

Yazdır

Evlât, ne bir müstemlekedir ne de bir çiftlik. Ancak Allah’ın emânetidir ve ana babanın vazîfesi de bu emâneti en iyi şekilde yetiştirmektir.

Çocuklarınızı kontrol edin, fakat bunu onlara, mümkün olduğu kadar hissettirmeden ve ezmeden yapın.

Çocukların isteklerine ne her zaman ‘’evet’’,ne her zaman ‘’hayır’’ deyin. Mâkûl olanları yapmak vazîfemiz olduğu gibi, tehlikeli, zararlı ve aşırı istekleri olunca reddetmek de vazîfemizdir.

Onlara, körpe çağlarında, gene misâller ve hikâyeler yâhut da yaşanmış hayat mâceraları yolu ile haramı, helâli, günahı, sevabı, maddî mânevî mânâda cömert, fedâkâr, vefâkâr, ferâgatli olmayı, vatan ve îman aşkını öğretin.

Eğer çocuk, başkalarını mes’ud etmenin en az kendi saadeti kadar güzel olduğunu, âilesinin içinde görerek öğrenirse, iç formasyonunun teşekkülüne bundan güzel yardımcı olamaz.

Dil ne kadar güzel sözler söylerse söylesin, fiil ve hareketlerin tesiri ile aslâ yarışamaz.

Kız olsun erkek olsun evlâdlarınıza evlerinizi sevdiriniz.

Onları, kendi evlerinde meşgûl edip eğlendirmek yoluna gidin. Bu, bir ciddî fedâkârlığa mâl olsa dahi, yapmak, hem ana-babalık hem de vatan ve îman borcudur.

Devamını oku...
 

Sevgili Anneler ve Sevgili Babalar

e-Posta Yazdır PDF

 

Sevgili anneler; çocuğunuza bir şey yedirebilmek için "Sen yemezsen filancaya veririm" sözünü katiyyen kullanmayın. Çocuk tok olduğu veya canı yemek istemediği halde sırf başkasına verilmesin diye yemeye alışırsa nasıl bir şahsiyeti olur, ilerde neler yapar bir düşünün. Hemen hemen bütün anneler (ve babalar) bu vahim hatayı yapıyor. Bundan acilen vazgeçilmeli.

Sevgili babalar; çocuklarınızı dövmeyin, onlara bağırmayın, azarlamayın, aşağılamayın. Çocuk hata yaparak öğrenir. Her hatasını yüzüne vurmayın, eleştirmeyin. En iyi terbiye yöntemi "iyi örnek olmak"tır. Çocuklarınızın size olan sevgisini, güvenini aşındırmayın, yok etmeyin. Çocuk, sevildiğini ve babasının onun yanında olduğunu bilsin. Babalarınca gerekli ve doğru ilgiyi göremeyen çocukların kendilerine güvenleri olmaz, kendileri ve çevreleri ile barışık olmaları zordur, çekingen veya hoyrat olurlar. Çocuklarınızı başkasının yanında eleştirmeyin, başkalarına onları şikayet etmeyin. Diğer yandan aşırı ilgi ve destek, hakedilmemiş aşırı övgü de doğru değildir. Onlar sizin malınız değil, Allah'ın emanetleridir, kendi ruhları, hayatları kaderleri vardır. Anneler, kanguru gibi olmayın, çocuklarınızı dokuz ay karnınızda taşıdığınız yeter, ömür boyu bunu sürdürmeyin.

Devamını oku...
 

Disleksi Belirtileri Nelerdir?

e-Posta Yazdır PDF

Disleksi Belirtileri

Disleksi, okuma güçlüğü ve öğrenme bozukluğu olarak adlandırılan bir durumdur ki bu da genellikle çocuklar da daha çok görülür. Dahilerin hastalığı olarak nitelendirilen disleksi hastalığı günümüz dâhilerinden Albert Einstein başta olmak üzere Leonardo da Vinci, Steve Jobs, Henry Ford, Graham Bell ve Ozzy Osbourne gibi iz bırakmış kişilerde görülmüştür. Tedavisi olmayan bu hastalık, beynin çalışmasını etkilemekte ve kalıtsal bazı sorunlara yol açmaktadır. Ancak hastalığın elbette bir çözümü vardır ve kişilerin psikolojik olarak uzman kişilerden destek alması önerilir. Hastalığın erken tanısı oldukça mühimdir. Nedeni ise çocuğun okul çağında nasıl bir eğitim alması ve becerilerini nasıl geliştirmesi hususunda ailelerin yol izlemelerini kolaylaştırır.

Disleksi Hastalığının Belirtileri

  • Konuşmada güçlük çekme veya geç konuşma
  • Yeni öğrenilen kelimeleri kullanmakta zorlanma
  • Sözcük kafiyelerinde takılma ve kafiye bulmada zorlanma
  • Okumada zorluk çekme
Devamını oku...
   
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 / 15