Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Sitesi

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
ÇOCUK GELİŞİMİ VE ÇOCUK EĞİTİMİ

LOKUM TESTİ

e-Posta Yazdır PDF

(4 yaşında geleceği söyleyen test)

4-5-6 yaşındaki çocuğu masaya oturtuyorsunuz.tabağına bir tanelokum (marşmellow ) koyup 10 dk işim var, istersen lokumu yiyebilirsin ama yemeyip beni beklersen 1 tane daha lokum kazanıcaksın , böylece 2 lokum yiyebilirsin deyip çıkıyorsun.Beklemeyip tabaktaki 1 lokumu yiyenleri ve bekleyip 2 lokumu yiyenlerin farkı;

Peki ya bu çocuklar büyüdüğün de ne oluyor? 15yıl sonra tekrar bu çocukları buluyorlar Bu araştırmayı çocuklar küçükken yapıp sonra zevki erteleyebilenler ve erteleyemeyenler arasındaki akademik açıdan başarı durumuna bakılıyor. Sonuçlar oldukça çarpıcı. Bu testi geçen ve zevki erteleyebilen çocuklar erteleyemeyenlere göre akademik açıdan daha başarılı.

Güdülerini erteleyebilenler aslında ,kendini kontrol edebilme becerisi, beklerse daha iyisini kazanmanın mantıklı olduğunu düşünüp karar verebilme becerisini göstermesi bekleniyor..

Devamını oku...
 

DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ

e-Posta Yazdır PDF

Her anne babanın okuması gereken bir yazı. .

MARİF MÜFETTİŞİMİZİN TESBİTLERİ !

DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ :

Hayatın gerçekliklerinden habersiz, duygusuz ve bencil bir nesil geliyor. Şehitler için gözyaşı döken kendi ana babalarını anlamıyorlar. Başkalarının çocukları için ağlamaya anlam veremiyorlar. Yanıbaşımızdaki savaşlar, acı çeken çocuklar, ölen onbinlerce insan onları hiç ilgilendirmiyor. Tüm acı gerçekleri çizgi film tadında izliyorlar ve yürekleri hiç acımıyor. Hayatlarının odağındaki tek şey eğlenmek. Eğlenemedikleri tüm zamanları kendilerine bir işkence olarak görüyorlar.

Kendileri için yapılan fedakarlıkların hiç farkında değiller. Kıymet bilmiyorlar ve vefasızlar. Herkesi kendine hizmet etmek için yaratılmış görüyorlar.

İnsanlara verdikleri değer, onların isteklerini yerine getirebildikleri ve ne kadar eğlendirdikleriyle orantılı. Hayatlarında eğlenmeden başka bir amaç olmadığı için artık tek eğlence kaynağına dönmüş telefon ve tabletlerini ellerinden aldığınızda dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar.

Geçmiş onları pek ilgilendirmiyor, atalarımıza karşı vefasızlar. Dedelerinin canlan, kanları pahasına vermediği vatan toprağını en iyi fiyatı verene satacak kadar maneviyattan yoksunlar. Vatan, onlar için son model bir cep telefonundan daha değersiz. Milletimizin geleceği açısından endişeleniyorum. 20 yıl sonra bu nesil, nasıl ana-baba olacak?

Kendine hayrı olmayan bu nesil nasıl çocuk yetiştirecek? Evlerini nasıl idare edebilecek? Ülkeyi nasıl yönetecek? Vtanı nasıl savunup can verecek? Bütün bunlar neden oluyor izah edeyim.

Altın kafeslerde çocuklar yetiştiriyoruz artık. Uçmayı bilmeyen kuşlar gibi. Çocuklar hayattan bihaber. Açlık nedir bilmiyorlar, yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında, acıkmalarına fırsat bile vermiyoruz. Öyle ki yemek yemeyi bile işkence görür hale geliyorlar. Susuzluk nedir hiç bilmiyorlar. Hiç susuz kalmamışlar. Üç adımlık yolda bile susarlar diye yanımızda içecek taşıyoruz. Çocuk daha “susadım” demeden ağzına suyu dayıyoruz. Çocuklar hiç üşümüyorlar. Soğuk havalarda evden çıkarmıyoruz. Okula giderken kırk kat sarmalayıp çıkarıyoruz dışarı, hiç titremiyorlar. Çocuklar hiç ıslanmıyorlar, evden arabaya kadar bile üç metrelik mesafede şemsiyesini başına tutuyoruz. Saçına bir tek yağmur damlası düşürmüyoruz. Bu yüzden çocuklar ıslanmak nedir bilmiyorlar. Yorgunluk nedir bilmiyor çocuklar. İki adımlık mesafelere bile arabayla götürüyoruz onları yorulmasınlar diye. Birazcık parkta koşsalar, hasta olacak diye engel oluyoruz. Onlar takatleri tükenecek kadar hiç yorulmuyorlar. Yokluk nedir bilmiyorlar, daha istemeden her şeyi önlerine sunuyoruz. Bu yüzden varlığın kıymetini bilmiyorlar.

Devamını oku...
 

Çocuklara felsefe öğretmek matematik ve okuma-yazma becerilerini arttırıyor

e-Posta Yazdır

Okullar fen, teknoloji ve matematik gibi alanlardaki başarısızlıklarından dolayı amanvermez bir baskıyla karşı karşıyalar. Bazı okullar ise felsefe ile ilgilenmeye başladı.

İngiltere’de 9 ve 10 yaşlarındaki çocukların bazıları haftada bir kez olmak üzere, bir yıl boyunca felsefe dersine katıldı. Yapılan geniş çaplı bir araştırmaya göre; felsefe dersine katılan çocukların matematik ve okuma-yazma becerileri önemli ölçüde gelişti, özellikle dezavantajlı çocuklar en büyük kazanımı elde etti.

İngiltere genelinde 48 okulda, 3.000’den fazla çocuk; hakikat, adalet, dostluk ve bilgi gibi kavramlar hakkında haftalık tartışmalara katıldı. Zamanla soru üretme, soru sorma, başkalarının düşünceleri ve fikirleri üzerinden düşünme becerileri gelişti.

Bu dersi alan çocukların matematik ve okuma seviyeleri, iki ay boyunca ekstra ders almış kadar yükseldi. Aslında dersin matematik ve okuma-yazma seviyelerini arttırmak gibi bir amacı olmamasına rağmen gerçekleşen bu oldu. Dezavantajlı kesimlerden gelen çocukların performansında da büyük bir sıçrama görüldü; okuma becerileri dört ayda, matematik üç ayda ve yazma becerileri de iki ayda gelişti. Öğretmenler ayrıca öğrencilerin, kendine güven duyma ve diğer insanları dinleme yeteneği üzerinde de olumlu etkilerin olduğunu bildirdi. Bu çalışma Education Endowment Foundation (EEF, Eğitim ve Bağış Vakfı) tarafından yürütüldü. Kar amacı gütmeyen bu grubun amacı, ailelerin gelir düzeyine bağlı olarak öğrenciler arasındaki eğitim düzeyi farkını kapatmaktı. EEF, felsefenin etkisini randomize kontrollü çalışmalarla, tıpkı ilaçların test edilmesi gibi test etti.

Devamını oku...
 

Çocuğunuzu Sinirli Olmasının Sebebleri

Yazdır PDF

Bir çocuğun sinirli olması için eğer genetik nedenler yoksa bunun eğitimsel ve çevresel nedenleri vardır. Sinirlilik hali öğrenilmiş bir durumdur. Madem doğuştan sinirli doğmuyorlar, bir çocuk nasıl böyle sinirli olur? Elbette bu sorunun cevabı tekbir nedene bağlayamayız. Birçok neden olabilir. Bunlarda bazılarını sizlere sıralayacağım.

Eğer çocuğunuzu sinirli yapmak istiyorsanız;

Her daim çocuğunuzun yanında eşinizle kavga edin.

Çocuğunuzun istemediği bir şeyi ona zorla yaptırın, kabul ettirin.

Çocuğunuzla inatlaşarak çözüm yolları üretmesine yardımcı olmayın.

Devamını oku...
 

Aile ve Çalışma Saatleri

Yazdır

Son zamanlarda ailede şiddetli geçimsizlik ve boşanma oranlarının artmasını hepimiz duymuşuzdur.


“Aileyi kaybedersek her şeyimizi kaybederiz.”


Aileyi yıpratan en önemli sebeplerden birinin özel sektörde yoğun ve uzun çalışma saatleri olduğunu düşünüyorum. Bu durumun ailenin ruh sağlığını ciddi seviyede etkilediğini, çalışma saatleri “Evli olanlar” ve “Bekar olanlar” şeklinde düzenlendiğinde zaman içinde olumlu yönde bir etkisi olacağına inanıyorum.


Devlet yetkililerin ve sayın yöneticilerimizin bu konuda düzenleme yapılması gerekmektedir. Çevremde bulunan bir aileyi örnek olarak buraya yazarak meramımı daha anlaşılır hale getirmek isterim. Aşağıda, sabah 9:00 akşam 19:00 çalışan karı-koca ve tek çocuklu bir aileyi anlatacağım.

Devamını oku...
 

Satranç Müzesi

Yazdır

 

Dünyanın en büyük satranç müzesi Kısa bir süre önce kapılarını açan Gökyay Vakfı Satranç Müzesi’ne ilgi büyük. Gökyay Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Akın Gökyay, “Açıldığı günden beri yoğun bir ziyaretçi trafiğimiz var. Bambaşka dünyalara yolculuk için herkesi bekliyoruz” dedi.

İşadamı Akın Gökyay’ın Ankara’nın başkent oluşunun 92. Yıldönümünde başkentlilere hediye ettiği Gökyay Vakfı Satranç Müzesi’ne ziyaretler devam ediyor. Müzeyi ziyarete gelenlerin buradaki satranç takımlarını gördüğünde büyük bir şaşkınlık yaşadıklarını söyleyen Gökyay, “Açıldığı günden beri yoğun bir ziyaretçi trafiğimiz var. Çok kısa sürede oluşan bu büyük ilgi beni çok mutlu ediyor. Müze, ziyarete gelenleri dünya yolculuğuna çıkarıyor. Oyuncak Müzesi ile müzecilik tarihine farklılık getiren, herkesin yüreğine işleyen hikâyeleriyle bilinen Sunay Akın’ın ziyaretiyle verdiği desteğe teşekkür ediyorum” dedi. “Müzedeki atmosfer çok etkileyici. BirtenAkın Gökyay çifti müthiş bir koleksiyon oluşturmuş” diyen Sunay Akın ise sözlerine şöyle devam etti: “Koleksiyoncular olmadan müzecilik gelişmez. Bizim anatomimiz koleksiyonculuktur. Müzecinin ruhu farklıdır. Müzecilik ruhunu geliştirmek için mutlaka dünyadaki bu tür müzeleri ziyaret etmek lazım. Satranç Müzesi de çok güzel ve sağlıklı bir şekilde doğdu. Müthiş bir heyecan hissettim, büyük başarı.”  Türkiye Satranç Federasyonu Başkan Vekili Aşkın Keleş de, Satranç Müzesi ile birlikte ‘dünyadaki en büyük satranç müzesi’ gururunun Ankaralılara yaşatıldığını belirterek, “Satranç kültürü açısından bu müze çok önemli. Biz de Federasyon olarak önemli toplantılarımızı, bazı faaliyetlerimizi müzede gerçekleştireceğiz. Burası satranç severlerin bir müzesi, bir buluşma noktası olacak” dedi. Türkiye’nin satranç konusunda çok eşsiz bir ülke olduğunu belirten Keleş şöyle konuştu: “Türkiye’de de başarılı çalışmalarımız var. Satrancı öğrenen herkes Federasyonun hem özel hem resmi turnuvalarında oynamaya başladı. Yarım milyona yakın milli sporcumuz var. Bu ivme çok büyük bir ivme. Yakın gelecekte de dünyanın çok imrendiği, özel turnuvaların yapıldığı bir ülke olacağız.”

Devamını oku...
 

Başkentin 'tepetaklak' evi ziyaretçilerini bekliyor

Ankara'da özel bir firma tarafından inşa edilen "ters ev" ziyarete açıldı. Evin mimarlarından Gültekin, "Dünyada ziyaret edilebilen 13 ters ev var. Biz 14'üncüsü başkentimize kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz." dedi.

Devamını oku...
 

"Başka bir eğitim mümkünmüş" dedirten Waldorf Eğitim Sistemi!

e-Posta Yazdır PDF

"Başka bir eğitim mümkünmüş" dedirten Waldorf Eğitim Sistemi!

Teknoloji yok, akıllı tahta, tablet yok; kara tahta, tebeşir, kağıt ve kalem, dikiş iğnesi, çamur var...

Eğitim sisteminin çocuğun kişiliğinin, yaratıcılığının oluşmasında, öğrenme sürecinde, yeteneklerinin ortaya çıkmasında ne kadar önemli olduğu yadsınamaz bir gerçek. Çünkü çocuğun en önemli yıllarında onu bir sistemin içine sokuyoruz. İşte bu sistemin çocuğu nasıl şekillendireceğini, onu nasıl dönüştüreceğini iyi çözümlemeliyiz. Günümüz anne babaları neyse ki bu çözümlemeyi yapmaya, 'çocuk yetiştirmede farklı bir sistem de mümkün olabilir mi?' diye araştırmaya hevesliler. Sosyal medyanın, saniyesinde her bilgiyi önümüze döken internetin bunda katkısı da yadsınamaz tabi ki.

Artık klasik çocuk yetiştirme yönetmlerinden farklı uygulamalara inanıyoruz ve bize dayatılan eğitim sisteminden farklı sistemlerle de çocuğumuzun yetişebileğini biliyoruz. Tam da bu noktada size 'Başka bir eğitim mümkünmüş' dedirtecek bir eğitim yaklaşımından, Waldorf Eğitiminden bahsetmek istiyorum. Bu öyle bir okul ki; şimdilerde okulların gururlanarak sundukları teknolojiyle donatılmışlık anlayışından tamamen uzak. Hatta çocuklar elektronik cihazlardan tamamen uzaklar. Akıllı tahtalar yerine eski kara tahtalar, tebeşirler; tablet bilgisayarlar yerine bolca kağıt kalem var. Bu okulda çocuklar örgü örüyor, dikiş dikiyor, çamurla oynuyorlar. Öğrenmek için oyun oynuyorlar. Doğayla iç içe vakit geçiriyor, her çocuğun yapması gerektiği gibi koşuyor zıplıyor atlıyorlar. Bizim zannettiğimizin aksine tablette oyun oynamak değil işte bunlar geliştiriyor çocuğun zekasını…

Devamını oku...
 

Altını Islatan Çocuklarda On Soru On Yanıt

Yazdır

Altını Islatan Çocuklarda On Soru On Yanıt


Bu ayki konumuz; “Gece Altını Islatma“. Sorularımızı Kocaeli Ü. Tıp Fak. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları AD’ndan Dr. Şükrü Hatun yanıtladı.

1. Gece altını ıslatma nedir? Sıklığı ne kadardır?
Gece altını ıslatma, gece uyku sırasında farkında olmadan idrar yapma olarak tanımlanabilir. Normalde çocukların çoğu hem tuvalet eğitiminin etkisi hem de mesane kapasitesinin gelişmesi sonucu 2-4 yaş arasında idrarlarını hem gece hem de gündüz tutmayı becerirler. Gece altını ıslatma çoğu zaman mesane gelişimindeki gecikmenin bir sonucudur, bu nedenle de yaşla sıklığı azalır. Üç yaşındaki çocukların %40'ı altını ıslattığı halde bu oran 5 yaşında %20'ye, 6 yaşında %10'a düşmektedir. Erkek çocuklar kızlara göre daha sık altını ıslatma sorunu yaşamaktadır. Aileler 5-6 yaş civarında bu sorunla ilgilenmeye ve genellikle de 7-8 yaşında hekimlerden yardım istemeye başlarlar. Ülkemizde 7-11 yaşındaki erkek çocukların %16'sında, kızların ise %11'inde altını ıslatma sorunu olduğu bildirilmektedir.

2. Gece altını ıslatmanın kaç tipi vardır, nedenleri nelerdir?
Gece altını ıslatmanın iki tipi vardır. Eğer çocuk hekime getirilinceye kadar sürekli altını ıslatıyorsa primer (birincil) tip, en az 6 ay kuru kaldıktan sonra altını ıslatmaya yeniden başlamışsa sekonder (ikincil) tip altını ıslatmadan söz edilmektedir. Altını ıslatan çocukların büyük çoğunluğu birincil altını ıslatma grubunda toplanmaktadır. Bazen altını ıslatmaya sık ve acil idrar yapma ihtiyacı duyma gibi bulgular eşlik edebilir. Gece altını ıslatma, nedenlerine göre fizyolojik ve organik olmak üzere iki gruba ayrılarak incelenmektedir.

Devamını oku...
 

Samiha Ayverdi'den Anne ve Babalara Nasihatler

Yazdır

Evlât, ne bir müstemlekedir ne de bir çiftlik. Ancak Allah’ın emânetidir ve ana babanın vazîfesi de bu emâneti en iyi şekilde yetiştirmektir.

Çocuklarınızı kontrol edin, fakat bunu onlara, mümkün olduğu kadar hissettirmeden ve ezmeden yapın.

Çocukların isteklerine ne her zaman ‘’evet’’,ne her zaman ‘’hayır’’ deyin. Mâkûl olanları yapmak vazîfemiz olduğu gibi, tehlikeli, zararlı ve aşırı istekleri olunca reddetmek de vazîfemizdir.

Onlara, körpe çağlarında, gene misâller ve hikâyeler yâhut da yaşanmış hayat mâceraları yolu ile haramı, helâli, günahı, sevabı, maddî mânevî mânâda cömert, fedâkâr, vefâkâr, ferâgatli olmayı, vatan ve îman aşkını öğretin.

Eğer çocuk, başkalarını mes’ud etmenin en az kendi saadeti kadar güzel olduğunu, âilesinin içinde görerek öğrenirse, iç formasyonunun teşekkülüne bundan güzel yardımcı olamaz.

Dil ne kadar güzel sözler söylerse söylesin, fiil ve hareketlerin tesiri ile aslâ yarışamaz.

Kız olsun erkek olsun evlâdlarınıza evlerinizi sevdiriniz.

Onları, kendi evlerinde meşgûl edip eğlendirmek yoluna gidin. Bu, bir ciddî fedâkârlığa mâl olsa dahi, yapmak, hem ana-babalık hem de vatan ve îman borcudur.

Devamını oku...
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  7 
  •  8 
  •  9 
  •  10 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 / 16