Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Sitesi

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Anne-Çocuk-Eğitim-Sağlık
Anne-Çocuk-Eğitim-Sağlık

Çocuklara felsefe öğretmek matematik ve okuma-yazma becerilerini arttırıyor

e-Posta Yazdır

Okullar fen, teknoloji ve matematik gibi alanlardaki başarısızlıklarından dolayı amanvermez bir baskıyla karşı karşıyalar. Bazı okullar ise felsefe ile ilgilenmeye başladı.

İngiltere’de 9 ve 10 yaşlarındaki çocukların bazıları haftada bir kez olmak üzere, bir yıl boyunca felsefe dersine katıldı. Yapılan geniş çaplı bir araştırmaya göre; felsefe dersine katılan çocukların matematik ve okuma-yazma becerileri önemli ölçüde gelişti, özellikle dezavantajlı çocuklar en büyük kazanımı elde etti.

İngiltere genelinde 48 okulda, 3.000’den fazla çocuk; hakikat, adalet, dostluk ve bilgi gibi kavramlar hakkında haftalık tartışmalara katıldı. Zamanla soru üretme, soru sorma, başkalarının düşünceleri ve fikirleri üzerinden düşünme becerileri gelişti.

Bu dersi alan çocukların matematik ve okuma seviyeleri, iki ay boyunca ekstra ders almış kadar yükseldi. Aslında dersin matematik ve okuma-yazma seviyelerini arttırmak gibi bir amacı olmamasına rağmen gerçekleşen bu oldu. Dezavantajlı kesimlerden gelen çocukların performansında da büyük bir sıçrama görüldü; okuma becerileri dört ayda, matematik üç ayda ve yazma becerileri de iki ayda gelişti. Öğretmenler ayrıca öğrencilerin, kendine güven duyma ve diğer insanları dinleme yeteneği üzerinde de olumlu etkilerin olduğunu bildirdi. Bu çalışma Education Endowment Foundation (EEF, Eğitim ve Bağış Vakfı) tarafından yürütüldü. Kar amacı gütmeyen bu grubun amacı, ailelerin gelir düzeyine bağlı olarak öğrenciler arasındaki eğitim düzeyi farkını kapatmaktı. EEF, felsefenin etkisini randomize kontrollü çalışmalarla, tıpkı ilaçların test edilmesi gibi test etti.

Devamını oku...
 

Aile ve Çalışma Saatleri

Yazdır

Son zamanlarda ailede şiddetli geçimsizlik ve boşanma oranlarının artmasını hepimiz duymuşuzdur.


“Aileyi kaybedersek her şeyimizi kaybederiz.”


Aileyi yıpratan en önemli sebeplerden birinin özel sektörde yoğun ve uzun çalışma saatleri olduğunu düşünüyorum. Bu durumun ailenin ruh sağlığını ciddi seviyede etkilediğini, çalışma saatleri “Evli olanlar” ve “Bekar olanlar” şeklinde düzenlendiğinde zaman içinde olumlu yönde bir etkisi olacağına inanıyorum.


Devlet yetkililerin ve sayın yöneticilerimizin bu konuda düzenleme yapılması gerekmektedir. Çevremde bulunan bir aileyi örnek olarak buraya yazarak meramımı daha anlaşılır hale getirmek isterim. Aşağıda, sabah 9:00 akşam 19:00 çalışan karı-koca ve tek çocuklu bir aileyi anlatacağım.

Devamını oku...
 

"Başka bir eğitim mümkünmüş" dedirten Waldorf Eğitim Sistemi!

e-Posta Yazdır PDF

"Başka bir eğitim mümkünmüş" dedirten Waldorf Eğitim Sistemi!

Teknoloji yok, akıllı tahta, tablet yok; kara tahta, tebeşir, kağıt ve kalem, dikiş iğnesi, çamur var...

Eğitim sisteminin çocuğun kişiliğinin, yaratıcılığının oluşmasında, öğrenme sürecinde, yeteneklerinin ortaya çıkmasında ne kadar önemli olduğu yadsınamaz bir gerçek. Çünkü çocuğun en önemli yıllarında onu bir sistemin içine sokuyoruz. İşte bu sistemin çocuğu nasıl şekillendireceğini, onu nasıl dönüştüreceğini iyi çözümlemeliyiz. Günümüz anne babaları neyse ki bu çözümlemeyi yapmaya, 'çocuk yetiştirmede farklı bir sistem de mümkün olabilir mi?' diye araştırmaya hevesliler. Sosyal medyanın, saniyesinde her bilgiyi önümüze döken internetin bunda katkısı da yadsınamaz tabi ki.

Artık klasik çocuk yetiştirme yönetmlerinden farklı uygulamalara inanıyoruz ve bize dayatılan eğitim sisteminden farklı sistemlerle de çocuğumuzun yetişebileğini biliyoruz. Tam da bu noktada size 'Başka bir eğitim mümkünmüş' dedirtecek bir eğitim yaklaşımından, Waldorf Eğitiminden bahsetmek istiyorum. Bu öyle bir okul ki; şimdilerde okulların gururlanarak sundukları teknolojiyle donatılmışlık anlayışından tamamen uzak. Hatta çocuklar elektronik cihazlardan tamamen uzaklar. Akıllı tahtalar yerine eski kara tahtalar, tebeşirler; tablet bilgisayarlar yerine bolca kağıt kalem var. Bu okulda çocuklar örgü örüyor, dikiş dikiyor, çamurla oynuyorlar. Öğrenmek için oyun oynuyorlar. Doğayla iç içe vakit geçiriyor, her çocuğun yapması gerektiği gibi koşuyor zıplıyor atlıyorlar. Bizim zannettiğimizin aksine tablette oyun oynamak değil işte bunlar geliştiriyor çocuğun zekasını…

Devamını oku...
 

Samiha Ayverdi'den Anne ve Babalara Nasihatler

Yazdır

Evlât, ne bir müstemlekedir ne de bir çiftlik. Ancak Allah’ın emânetidir ve ana babanın vazîfesi de bu emâneti en iyi şekilde yetiştirmektir.

Çocuklarınızı kontrol edin, fakat bunu onlara, mümkün olduğu kadar hissettirmeden ve ezmeden yapın.

Çocukların isteklerine ne her zaman ‘’evet’’,ne her zaman ‘’hayır’’ deyin. Mâkûl olanları yapmak vazîfemiz olduğu gibi, tehlikeli, zararlı ve aşırı istekleri olunca reddetmek de vazîfemizdir.

Onlara, körpe çağlarında, gene misâller ve hikâyeler yâhut da yaşanmış hayat mâceraları yolu ile haramı, helâli, günahı, sevabı, maddî mânevî mânâda cömert, fedâkâr, vefâkâr, ferâgatli olmayı, vatan ve îman aşkını öğretin.

Eğer çocuk, başkalarını mes’ud etmenin en az kendi saadeti kadar güzel olduğunu, âilesinin içinde görerek öğrenirse, iç formasyonunun teşekkülüne bundan güzel yardımcı olamaz.

Dil ne kadar güzel sözler söylerse söylesin, fiil ve hareketlerin tesiri ile aslâ yarışamaz.

Kız olsun erkek olsun evlâdlarınıza evlerinizi sevdiriniz.

Onları, kendi evlerinde meşgûl edip eğlendirmek yoluna gidin. Bu, bir ciddî fedâkârlığa mâl olsa dahi, yapmak, hem ana-babalık hem de vatan ve îman borcudur.

Devamını oku...
 

Sevgili Anneler ve Sevgili Babalar

e-Posta Yazdır PDF

 

Sevgili anneler; çocuğunuza bir şey yedirebilmek için "Sen yemezsen filancaya veririm" sözünü katiyyen kullanmayın. Çocuk tok olduğu veya canı yemek istemediği halde sırf başkasına verilmesin diye yemeye alışırsa nasıl bir şahsiyeti olur, ilerde neler yapar bir düşünün. Hemen hemen bütün anneler (ve babalar) bu vahim hatayı yapıyor. Bundan acilen vazgeçilmeli.

Sevgili babalar; çocuklarınızı dövmeyin, onlara bağırmayın, azarlamayın, aşağılamayın. Çocuk hata yaparak öğrenir. Her hatasını yüzüne vurmayın, eleştirmeyin. En iyi terbiye yöntemi "iyi örnek olmak"tır. Çocuklarınızın size olan sevgisini, güvenini aşındırmayın, yok etmeyin. Çocuk, sevildiğini ve babasının onun yanında olduğunu bilsin. Babalarınca gerekli ve doğru ilgiyi göremeyen çocukların kendilerine güvenleri olmaz, kendileri ve çevreleri ile barışık olmaları zordur, çekingen veya hoyrat olurlar. Çocuklarınızı başkasının yanında eleştirmeyin, başkalarına onları şikayet etmeyin. Diğer yandan aşırı ilgi ve destek, hakedilmemiş aşırı övgü de doğru değildir. Onlar sizin malınız değil, Allah'ın emanetleridir, kendi ruhları, hayatları kaderleri vardır. Anneler, kanguru gibi olmayın, çocuklarınızı dokuz ay karnınızda taşıdığınız yeter, ömür boyu bunu sürdürmeyin.

Devamını oku...
 

İlk Çocuk Sonrası Boşanma

Yazdır

 

Boşanmanın çok çeşitli ve karmaşık nedenleri vardır. Boşanma ile sonuçlanan evliliklere bakıldığında , evliliklerin stresli zamanlarda daha fazla boşanmaya doğru yol aldığı söylenebilir. Maddi zorluklar, eşlerden birinin iş kaybı,aile içi uzun süren hastalıklar gibi ilk çocuğun doğumu da bazı evlilikler için o ilişkiyi güçlendirecek, daha tatminkar olmasını sağlayacak bir fırsat olabileceği gibi, aynı zamanda da evliliğin daha da zayıflayıp, daha az tatminkar olmasına da neden olabilir.

Genel olarak boşanma nedenlerine baktığımızda çiftler arasında iletişimin olmaması ilk neden olarak sıralanır. Burada önemli olan eşlerin birbirlerine duygularını, zorluklarını, neler düşündüklerini paylaşabilmeleridir. İletişim dendiğinde gündelik olaylar, başkaları hakkında konuşmak, olayları tartışmak da anlaşılabilir ve bunların yapılabilmesi de evlilik için önemlidir fakat duyguların ve kişinin kendi ile ilgili sorunlarının konuşulmayıp, hasıraltı edilen evliliklerde iletişimin varlığından bahsedemeyiz.

Boşanma nedenlerine bakıldığında görülen bir çarpıcı nokta da çiftler farkında olmasa bile boşanmaya götüren olay veya özelliğin boşanmadan çok daha önce de orada bulunmasıdır. Burada evlilikle beraber sorunların düzeleceği, çocuk olduktan sonra kişilerin değişeceği gibi, yanlış inanışlar sonunda gerçekçi olmayan beklentiler yaratır. Bu beklentiler de evlilikte çok umut bağlanan, ilk çocuğun aileye katılması ile karşılanmaz ve bu da bir ya da her iki tarafın hayalkırıklığı yaşamasına neden olur.

Devamını oku...
 

Hayallerini Kodla

Yazdır

Robincode.org?


5-16 yaş arası çocuklara programlamanın temellerini, siber güvenlik ve tekno girişimciliği; kendi geliştirdiğimiz eğitim sistemimiz, global ortaklarımızın teknolojik desteği ve sistemlerine entegre içeriklerimizle code-3d-robot‘u araç olarak kullanarak öğreten eğitim teknolojileri geliştiriyoruz ve eğitimler veriyoruz. Robincode bir CISCO Networking Akademi ve Akademi Destek Merkezidir.

Ortaklarımız: Oracle Akademi, Cisco Networking Akademi, Google For nonProfits ve Paypal‘dir.
Destekçilerimiz: Microsoft, GYC Trade
Robincode.org CODE.ORG Türkiye Chapteri-Türkiye Sorumlusudur

Çocukların algoritmik düşünce sistemlerini nasıl geliştireceklerini öğretiyoruz. Problem üreten değil problem çözen bir neslin gelişmesi için çalışıyoruz. Teknolojiyi sadece kullanan değil teknoloji üreten bir nesil yaratarak, geleceği şekillendiriyoruz.


Eğitimde ve toplumdaki fırsat eşitsizliğine, en azından bilişimin kullanıldığı alanlarda bir çözüm olabilmek en büyük hedefimiz. Dezavantajlı çocuklarımız bizimle birlikte hayatlarında yepyeni bir şans kazanıyorlar.

Devamını oku...
 

Çocuğunuz Okula Hazır mı?

Yazdır

Nihayet Eylül ayı geldi çattı. Okullar açılıyor. Özellikle 3-7 yaş çocuğu olan ailelerin çocuklarının okul veya kreşe hazır olup olmadıklarıyla ilgili ciddi kaygıları var. Siz de “Acaba çocuğum okula hazır mı?” diye soruyorsanız bu haber sizin için. Psikolojik Danışman Alaaddin DEBGİCİ ile çocuklar ve gelişim özelliklerini ve çocukların okula uyum becerilerini konuştuk.

Debgici okulda belirlenen hedefleri gerçekleştirmekte zorlanan çocukların yaşayacağı başarısızlık hissinin özgüven sorununa da yol açabileceği konusunda aileleri uyardı. Ailelerin çocuklarının gelişim düzeylerinin tespiti için mutlaka psikolojik destek alıp gerekirse Metropolitan Okul Olgunluğu testi uygulatmalarının yararlı olacağını ifade etti.  bünyesinde çocuklara yönelik tüm zekâ ve gelişim testlerinin uygulandığını belirten Debgici ailelerin ve çocukların ileride zorluk yaşamamaları için merkezlerine başvurmalarının yararlı olacağını vurguladı.

Debgici konuşmasına şöyle devam etti;

Okula başlama, zihinsel, bedensel, duygusal ve sosyal açıdan bir hazır oluşu, olgunluğu gerektirir. 5-6 yaş çocuğu artık yaşama girmeye, öğrenme alanında çalışmaya ve gerekli becerileri kazanmaya hazırdır. Ancak her çocuk bu yaşta okul için aynı düzeyde hazır olmayabilir. Bu nedenle aileler çocuklarını daha yakından tanımalarını sağlayan çeşitli test ve envanterlerden faydalanabilirler.

Okula yeni başlayacak çocuğun olgunluk kazanmış olması gereken alanlardan ilki zihinsel ya da bilişsel olgunluktur. Çocuğun okuma-yazma öğrenmesi, sayılarla tanışması için gerekli ön becerileri geliştirmiş olması gereklidir. Ancak belirli bir zihinsel olgunluğa ulaşarak sınıf içi etkinliklerde başarı göstermesi, başarılı olması yeterli değildir. Çocuğun oyun ve diğer sınıf dışı etkinliklerde aynı başarıyı gösterebilmesi, psiko-motor ve psiko-sosyal açıdan olgunlaşmasını gerektirir. Kaba-motor gelişimi yeterli değilse, oyunlarda vücudunu yeterince kullanamayacak; yazı yazması için gerekli ince motor becerileri geliştirememişse, kalemi tutarken çok zorlanacaktır.

Çocuk öz-bakım becerileri açısından da belli bir olgunluğa erişmiş olmalıdır. Çocuğun kendi başına temizlik, yemek yeme, giyinme ihtiyaçlarını karşılıyor olması gereklidir. Yemeğini kendisi yiyemeyen, temizliğinde annesinin yardımına ihtiyaç duyan ya da çıkardığı kazağını bir türlü giyemeyen çocuklar okula başladıktan sonra zorluk çekerler.

Devamını oku...
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 / 3