Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Sitesi

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Anne-Çocuk-Eğitim-Sağlık Anne-Çocuk-Eğitim-Sağlık
Anne-Çocuk-Eğitim-Sağlık

Unutulmaz Anne Sözleri

Yazdır


Unutulmaz Anne Sözleri

Sizin için gülümseten anne sözlerini derledik, keyifli okumalar :)

"Ben senin iyiliğini düşünüyorum"
"O tabak bitecek"
"Şu odanın haline bak"
"Terlik geliyor"
"Nereye koyduysan oradadır"
"Ben karışmam, babana sor"
"Anne olunca anlarsın"
"Terli terli su içme"
"Daha dün şu kadarcıktın"
"Telefonun hep kapalı"
"Nerde kaldın?"
"Anneye öyle denmez"

Devamını oku...
 

Biberondan bardağa geçişi nasıl yapılmalı

Yazdır

Genellikle 9-18 ay arası biberonu bırakmak için uygun bir dönemdir. Bebek altı aylık olduğunda bardakla tanıştırabilirsiniz, ancak biberonu tamamen bıraktırmak için en az 9 ayın dolmasını beklemelisiniz.

BARDAKLA HANGİ İÇECEĞİ VERMELİSİNİZ?
Pompa ile sağdığınız anne sütünü bardağa koyabilirsiniz. Ayrıca formül mamayı da bardakla verebilirsiniz. Demir eksikliği anemisini önlemek için en az 1 yaşına kadar demir katkılı formül mama kullanmaya özen göstermelisiniz. 1 yaşından sonra tam yağlı inek sütüne de geçebilirsiniz.

BİBERONU NASIL BIRAKTIRIRKEN DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER
Bebeğiniz biberondan bardağa sorunsuz bir geçiş yapması için bazı noktalara dikkat etmelisiniz...

Acele etmeyin
Bebeğinize bardak fikrine alışması için zaman verin.

6 ay civarında, içeceklerin başka kaplarla da gelebileceği fikrini anlaması için, arada sırada anne sütü, formül mama ya da meyve suyunu bardakla sunmaya başlayabilirsiniz.

Bebeğin öğrenmesi için en rahat ve uygun bardak iki kulplu alıştırma bardağı olacaktır.

Devamını oku...
 

Okula başlayan çocuğa nasıl davranmalı

Psikiyatrist Dr. Alper Hasanoğlu, okula ilk kez gidecek çocukların ayrılma korkusu yaşayabileceğini belirterek, ''Bu nedenle annelerinin okulda kalmalarını, sınıfta oturmalarını isteyebilirler. Veliler bunu bir sorunu olarak görüp, çocukları azarlayarak, cezalandırarak tepki göstermemelidir'' dedi.

Hasanoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, okulla ilk tanışacak birinci sınıf öğrencilerinin korkularının çeşitli şekilde ortaya çıktığını belirterek, şöyle konuştu:

''Okula ilk kez gidecek çocukların ayrılma korkusu olabilir. Bu nedenle annelerinin okulda kalmalarını, sınıfta oturmalarını isteyebilirler. Veliler bunu bir sorunu olarak görüp, çocukları azarlayarak, cezalandırarak tepki göstermemelidir. Çünkü ayrılma korkusu anne-baba ve çocuk arasında güvenli bir bağlanmanın oluşmadığının da işareti olabilir. Belli bir süre sabır ve empatiyle çocuğa yaklaşılmalı, eğer bir-iki haftadan uzun sürüyorsa profesyonel destek alınmalıdır.''

Okula ilk kez gidecek çocuklar ayrılma korkusu yaşayabilir.

Kızının ilkokul birinci sınıfa başladığı gün, bir annenin bazı veli ve öğrenciler önünde endişeli bir yüz ifadesiyle çocuğuna sarılıp, öğretmenine ''Benim oğlum yalnız kalmaktan çok korkuyor. Ne yapmalıyız sizce?'' diye bir soru yönelttiğini anlatan Hasanoğlu, ''Çocukların korkuları doğru olsa bile, hem kendi yanlarında, hem de diğer öğrencilerin önünde dile getirilmesi büyük bir hatadır. Bu tutum çocuğu diğerlerinin önünde küçük düşürür. Ayrıca pek de var olmayan bir korkunun çocuğun yüreğine ekilmesine de neden olur'' dedi.

OYUN VE ÖDEV DENGESİ

Hasanoğlu, çocuklarda aylar düzeyindeki yaş farkının bile önemli olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

Devamını oku...
 

Çocuğunuzla Doğru İletişim Kurmanın Yolları

Yazdır PDF

Çocuğunuza onu sevdiğinizi söyleyin. Çocuğunuza gün içerisinde ufak tefek de olsa sorumluluklar verin.

Çocuğunuz yanlış bir davranış sergilediğinde çocuğunuzu azarlamayın. O durum içerisindeki önce olumlu davranışlarını söyleyin. Daha sonra olumsuz davranışlarını nedenleriyle birlikte anlatın, açıklayın, azarlamayın.

Çocuk için annenin yeri ayrıdır, babanın yeri ayrıdır. Bu nedenle birbirinizin rollerini çalmayın, ben daha fazla vakit geçirim demeyin. Çocuklar sadece annesini ya da babasını değil ikisini birden yanında ister. Rutin aktiviteler yapın.


Bir şeyi yapsın diye geçici kurallar koymayın. Bir kural koyuyorsanız onu sürekli uygulayın. Sizi sağladığınız tutarlılık sayesinde çocuğunuzda doğru davranış yerleşecektir, oturacaktır. Koyduğunuz kuralları uygulayın.

Devamını oku...
 

OKUYAN ÇOCUKLAR İÇİN ANNE – BABALARA ÖNERİLER

Yazdır

Okumayan Anne Babanın Okumayan Çocuğu Olur

OKUMAYAN ANNE BABA YANLIŞ ROLDE

OKUYAN ÇOCUKLAR   İÇİN ANNE – BABALARA  ÖNERİLER…


Herkes deniz diyor, yüzmeyi öğreten yok.
Herkes balık diyor, tutmayı gösteren yok…

Taş devri, bakır devri,tunç devrinden… geçen insanlığımız; cilalı imaj devrinde ve görselliğin egemenliğinde boğuluyor; tüketim çılgınlığının nesnesi olarak can çekişiyor. Madde insanın yeni putu… Görüntü (imaj) tek belirleyen… Jean Baudrıllard’ın anlatımıyla bir algısal yanılsama (similasyon) altındayız… Medyatik uygarlık günümüz toplumlarını  ‘ışık hızında yayılan sembol dünyasında’ yaşatıyor. Televizyon, büyülü yeni bir din gibi… Postmain’a göre televizyon, hoşumuza giden konularla bizi oyalayarak önemli konuları dikkatimizden kaçıran görsel bir şiddet uyguluyor…
Yayın “dünyası”ndaysa, teknolojik gelişimin baş döndürücü hızına uygun olarak her on saniyede bir kitap yayınlanırken, yaşadığımızsa bir paradoks… (Ne yaman bir çelişki’dir ki… kitap kültürü  tehlikede)… Lise, üniversite bitiren nüfusumuz artarken, ders dışı kitaplarla okumayı sürdüren nüfusumuz oran olarak  azalıyor. Okullar okumayan insan yetiştiriyor… Uzmanların da uyardığı  gibi, dünya kitap çöplüğüne döndü. Niteliği, nicelikle vuruyorlar. Kötü kitap  iyi kitabı kovuyor.Yine bir yazarımızın da dediği gibi, bugün “…kitap dünyası binmiş arabasına cehenneme doğru gidiyor. Çer çöp kitapların baştan çıkarıcılığına karşı koyabilmek için” anne-babaların, öğretmenlerin, yerel yönetimlerin sorumluluğu her gün biraz daha artıyor…

Devamını oku...
 

Çocuk Yetiştirmeyle İlgili Doğru Bilinen 8 Yanlış

e-Posta Yazdır

Geçmişten günümüze kulaktan kulağa aktarılan birçok bilgi, çevrenin yönlendirmeleri veya günümüzün bilgi kirliliği, çocuk yetiştirirken annelerin doğru bilgiye ulaşmalarını kimi zaman engelleyebiliyor. Peki doğru bildiğimiz bu yanlışlar hangileri? Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, çocuk sağlığıyla ilgili annelerin en sık karşılaştıkları doğru bilinen yanlışları anlatıyor:

1- BEBEK FAZLA KUCAĞA ALINMAZ, ALINIRSA KUCAĞA ALIŞIR!

Yenidoğan bebeğinizi emzirmek, altını değiştirmek, sevmek, okşamak, konuşmak için kucağınıza almalısınız. Anne ile Bebek arasında kurulacak sevgi ve güven bağı için bu çok önemlidir. İstekleri karşılanan, sevgi ve güven hisseden bebeğinizi daha ileri dönemlerde uyku, beslenme gibi durumlar için belirli bir düzene alıştırmak daha kolay sağlanır. Özellikle ilk üç ay bebeğinizi sık sık kucağınıza alın.

2- ŞİŞMAN ÇOCUK SAĞLIKLIDIR!

Şişmanlık sağlık değil, sağlıksızlık göstergesidir. Hem çocukluk çağı hem de erişkin dönem için hipertansiyon, damar sertliği, şeker hastalığı, ortopedik bozukluklar, pişik, solunum yolu enfeksiyonları, psikolojik bozukluklar gibi birçok hastalıkla ilişkisi saptanmıştır. Dengeli beslenenen çocuk zayıf da olsa sağlıklıdır.

Devamını oku...
 

Samiha Ayverdi'den Annelere

e-Posta

ANNELERE

Çocuk yetiştirmenin aileye yüklediği mesuliyetler arasında hiç şüphesiz büyük pay anneye düşmektedir. Bu mesuliyetler arasında ilk göze çarpan, çocuğa tuvalet terbiye ve âdabı kazandırmaktır. Çocuk, anasının işleyip pekiştirdiği bu terbiyeyi iyice benimseyinceye kadar onu takip etmek annenin vazifeleri cümlesindendir. Öyle ki, çocuk artık kendi başına tuvalete girmeye başladığı zamandan itibaren anası dört gözle onu kollamaya mecbur sayılır. Tuvaletten sonra nasıl temizlendiğini, ellerini hakkıyla yıkayıp yıkamadığını ve klozeti temiz bırakıp bırakmadığını kontrol etmedikçe çocuk bu titizliği kazanamaz.

Yazlık evimizde bir komşu kızı ile salıncakta kolan vurduğumuz sırada, ileri geri gidip gelen salıncakta sallanırken kızın çamaşırından çıkan pis koku beni öylesine rahatsız etmişti ki, nihayet eğlencemizin en tatlı ânında hızımı kesip arkadaşımın da buna mecbur olması ile salıncak sefasına son vererek bu mide bulandırıcı sefadan vazgeçmiş olduğumu hatırlamaktayım.

Devamını oku...
 

Nazik Erik - Ailede Eğitim

e-Posta

AİLEDE EĞİTİM

Bir bakıma insancıl, bir bakıma bencil; bir yanda müşfik, bir yönden gaddar, acımasız bir dünyada yaşıyoruz. Günümüzün medenî âlemi bir taraftan atomu geçip hidrojen bombası imal eder, öldürmek için yeni yeni zehirli araçlar geliştirirken bir yandan silâh tahdidine girişiyor. Bir yandan göklere fırlattığı casus uydular ile milletlerin kendi sınırları içindeki huzur ve emniyetlerini selbederken öte yandan bütün dünyaya şamil bir insan sevgisinden dem vuruyor. Emeğini, toprağını, rahatını, hayatını sömürmeğe kastettiği topluluklara dostluk, kardeşlik davetleri sunuyor. Ve bu dünyada tabiat, eşya kadar fezayı da kucaklıyan günümüzün ilmi, işte bu teknik ve tefekkürün elinde yine de toplumlara, dolayısıyle insana, yeni yeni ufuklar açıyor.

GÜNÜMÜZÜN KAOSU ve İNSAN

Yıkılış ve yapılışların ortasındayız. Ve bu ilim - fikir- felsefe kaosu içinde bilinen, görülen, duyulan, düşünülen her ne varsa sanki yeni bir düzen, yeni bir üslûp ihtiyacını hissettiriyor. Günümüzün medeniyyeti, tefekkürü yeni bir değerler nizamı kurma peşinde. Onun için bugün etrafımızdaki canlı cansız herşey yeniden bir araştırma konusu oluyor. Hemen hemen her tarafta ve her yönü ile değişen bir dünyada yine de sabit kalan, değişmeyen bir mihver var: İnsan! Dün nasıl ise bugün de ilim, teknik, felsefe, insan mihrâkı etrafında dönüyor. Bir taraftan imha ederken diğer taraftan ihyâya çalışılıyor. Bugün de insan ve insanın mutluluğu, bir ilmî tetkik konusu olmaktan öte tahakkuku gaye edinilen ciddî bir hedeftir.

Bu yolda uğraşan, didinen sadece ilim adamları değil. İlim adamlarını basamak edinen kuruluşlar da var! Maddî-manevî sebepler yanında çeşitli menfaatler milletleri, birbirini yıkan insanı bilmeğe, insanı bulmağa, dolayısıyla insanı sevmeğe sevketmektedir. Bu tutum ve davranışlar ve bunu iş edinen kuruluşların gayretleri, günümüzün çıplak gerçekleri karşısında bir tesellidir. Hiç şüphesiz yarınlar için de bir ümit. 1979'un Uluslararası Çocuk Yılı olarak tahsis ve teşebbüsünün dünyaca kabul edilmesi bu şartlar ortasında değerlendirilmelidir.

Devamını oku...
 


Sayfa 3 / 4