Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Sitesi

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Çocuk Gelişimi
ÇOCUK GELİŞİMİ



Gelişimin İlkeleri Nelerdir

Yazdır

 

Her canlı kendi türünün gelişim ilkelerine göre büyür, olgunlaşır ve öğrenir. İnsanın da kendine özgü gelişim ilkeleri vardır. Bu ilkeleri göz önüne almadan çeşitli dönemlere ait gelişim özelliklerini tanımak zordur. Gelişimi anlayabilmek ve yorumlayabilmek için bu ilkelerin dikkate alınması gerekir. Bu ilkeler şu şekilde sıralanabilir:

- Gelişim, biyolojik faktörlerden ve çevreden etkilenir.
- Gelişimde bireysel farklılıklar vardır.
- Gelişimde kritik dönemler vardır.
- Gelişimde bir sıra vardır.

* Gelişim baştan ayağa doğrudur.
* Gelişim içten dışa doğrudur.
* Gelişim genelden özele doğrudur.

- Gelişimde çevresel faktörlerin etkisi, gelişimin hızlı olduğu zaman çok; yavaş olduğu zaman ise azdır.
- Gelişim, nöbetleşerek devam eder ve bir alandaki gelişimin hızı her yaşta aynı değildir.
- Gelişim, süreklidir ve belli aşamalardan geçerek gerçekleşir.
- Gelişim, bir bütündür ve gelişim alanları birbiri ile etkileşim hâlindedir.
- Gelişim, genellikle başladığı hızda devam eder.

- Gelişim biyolojik faktörlerden ve çevreden etkilenir: Çocuğun gelişiminde iki faktörün etkisi vardır. Bunlar, kalıtım ve çevre koşullarıdır. Bireyin gelişiminde hem çevrenin hem de kalıtımın etkisi vardır. Kalıtım, bireyin anne ve babasından genleri yoluyla aldığı özellikleridir. Çevre ise döllenmeden başlayarak insanı etkileyen tüm dış uyarıcılardır. Yapılan bilimsel araştırmalar gelişimde bu iki etmenin çok önemli ölçüde etkili olduğunu ortaya koymaktadır. İnsanlar, kalıtım özelliklerinin ve yaşadıkları çevre koşullarının birbirinden farklı oluşu nedeniyle gelişimlerinde farklılıklar göstermektedir. Aynı annebabadan doğan ve aynı çevrede yetişen kardeşlerin bile gelişimleri birbirinden farklı olabilir.

Devamını oku...
 

Psiko-motor Gelişim Dönemleri

e-Posta Yazdır

Psiko-motor gelişim sürecinde içten ve dıştan gelen süreçlerin etkileşiminin sonucu olarak basit reflekslerle başlayan baş, boyun ve gövde kaslarının kontrolü aşamalar şeklinde gelişir. Benzer şekilde psiko-motor becerilerin temeli olan oturma, emekleme, yürüme, koşma, atlama, tırmanma gibi büyük kas psiko-motor etkinlikleri ve uzanma, tutma, bırakma, fırlatma gibi elin yönetimi ile ilgili küçük kas psiko-motor etkinlikleri de aşamalar hâlinde gelişir.

Gallahue (1982), psiko-motor gelişimini çocukluk dönemi ile sınırlayarak incelemiş ve kuramını piramit modeli ile açıklamıştır. Bu modele göre her bir psiko-motor gelişim dönemi, bir diğerinin üzerine kurulur. Piramidin temeli, refleksif hareketler dönemini göstermektedir. Bu dönemi, ilkel hareketler dönemi ve temel hareketler dönemi takip eder. Piramidin tepe noktasını spor hareketleri dönemi oluşturur.

Refleksif Hareketler Dönemi (0–1 Yaş)

Bebekler, bedenlerinin çeşitli bölümlerini hareket ettirmeyi sağlayan genel bir yetenekle ve refleks olarak isimlendirilen davranışsal tepkiler dizisi ile birlikte doğarlar. Yeni doğan bebeğin en bilinen ve en sık rastlanan bazı refleksleri şunlardır: Moro, adımlama, arama, yakalama-kavrama, emme, babinski, göz kırpma refleksi Bir refleks, bir uyaran türüne özel otomatik bir tepki oluşturur. Örneğin, ışık tutulduğunda göz bebeği otomatik olarak büzülür. Aşağı beyin merkezlerinin kontrolündeki ilkel refleksler gebeliğin 18. haftasından itibaren fetüste görülmeye başlar. Refleksler, genellikle yenidoğanın beslenmesini emniyete alma ve koruma gibi çift fonksiyonludur. Bir başka deyişle, yaşamı sürdürmeye katkıda bulunurlar. Yenidoğanın yanağına dokunan annenin memesi, başın refleksif dönüşünü uyarır, dudaklara değen meme başı refleksif emmeyi meydana getirir, gırtlağı uyaran süt refleksif yutmaya yol açar.

Refleksler, çocuğun ilk bilgi edinme kaynaklarıdır. Bebek için koruyucu ve arama/emme refleksleri gibi yiyecek sağlayıcı özellik taşırlar. Sinir sisteminin olgunlaşmasıyla refleksler, yerlerini istemli davranışlara bırakır. Yaptıkları hareketler bir amaca yöneliktir, ancak kaba ve kontrol dışıdır. Mesela bebek, bir nesneyi yakalamak istediğinde tüm gövdesinin katıldığı kaba bir hareket yapar.

Zamanla korteks daha geniş çapta idare etme gücü kazanır ve istemli hareketler başlar. Birçok refleks zamanla kaybolur ya da istemli hareketlerle bütünleşir. Bebekler, kasları üzerinde istemli kontrol geliştirdiklerinde istedikleri zaman emerler, istedikleri yere bakarlar, nesneyi yakalarlar. Davranış, artık özel bir uyaran tarafından kontrol edilemez. Refleksif hareketler dönemi, birbirini izleyen iki aşama halinde ele alınır.

Bilgi toplama evresi: Bu evre doğum öncesi dönemden başlayarak bebekliğin dördüncü ayına kadar sürer. Bu evrede refleksler, bebeğin hareketler yolu ile bilgi toplama, besin arama ve korunmasında temel araç olmaktadır.

Bilgi çözme evresi: Bebeklik döneminde yaklaşık dördüncü ayda başlayan bu evrede, beyin merkezlerinin gelişimine bağlı olarak refleksler giderek yasaklanır. Oturma, emekleme, sıralama, yakalama, bırakma gibi istemli hareketler ortaya çıkar.

Yaşamın ilk yılında psiko-motor gelişimin dönüm noktaları vardır:

İlk hareketler
Oturma
Emekleme
Desteksiz yürüme
Bağımsız yürüme

Bebeklerin bağımsız yürümeye başlama zamanlarında farklıklar görülebilir. Yine de ilk iki yıl içerisinde tüm bebeklerde benzer psiko-motor gelişim süreçleri ile gelişim gerçekleşir.

Devamını oku...
 

Psiko-Motor Yetenekler Nelerdir

e-Posta Yazdır

Psiko-motor becerilerin geliştirilmesi, tüm yaşam boyu sürer. Psiko-motor beceriler, bir işin yapılması sırasında kullanılan bilinçli zihinsel etkinliğin yönlendirdiği koordineli kas etkinlikleridir. Örneğin yazı yazma, daktilo yazma, piyano çalma birer psiko-motor beceridir. Psiko-motor yetenek, vücudun bir ya da birden fazla organının katıldığı kas hareketi ya da işlemidir. Psiko-motor öğrenme, çocuğun doğumundan sonra psiko-motor yeteneklerin gelişmesine bağlı kalarak ve yaşı ilerledikçe hızlanarak devam eder. Çocuk doğduğu anda hareket edebilecek ve bazı psiko-motor becerileri gerçekleştirebilecek durumdadır. Hatta ana rahmindeyken bile bazı hareketler yaptığı, dış etkilere karşı bazı yalın tepkiler gösterdiği bilinmektedir. Buna bakarak eğitimciler, eğitim-öğretimin doğumdan önce başladığını söylerler. Doğumdan sonra psiko-motor yetenekler hızla gelişir. Psiko-motor öğrenme, bu yeteneklerin gelişmesine bağlıdır.

Psiko-motor yetenekler;

dikkat, kuvvet, denge, tepki hızı, eş güdüm ve esneklik olarak ayrılır. Bu yetenekler ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Dikkat

Dikkat, kelime anlamı ile ‘duygularla düşünceyi, bir olay ve bir nesne üzerinde toplama’ olarak tanımlanır. Dikkat, göz veya kulağa gelen uyaranların bir kısmının sonraki süreçler için seçilmesidir. Dikkat kavramı, yoğunlaşma ve zihinsel kurgularla eş anlamlı olarak kullanılır.

Devamını oku...
 

Cinsel Gelişime Uygun Etkinlikler - Çocukların soruları ve Ebeveynin Cevapları

e-Posta Yazdır

Aşağıda çocukların cinsel gelişim dönemlerine uygun çocuk ve ebeveyn arasında geçen soru ve cevap etkinliklerine ilişkin örneklere yer verilmiştir. Sorular cevaplanmadan önce çocukların yaş ve gelişim özellikleri dikkate alınmalı, çocuğun gerçekten neyi sormak istediği anlaşılmalıdır. Verilecek bilginin ne olacağına karar verilmesi önemlidir.

BEN DE NEDEN ERKEK ÇOCUKLAR GİBİ AYAKTA ÇİŞİMİ YAPAMIYORUM?: Bu sorular iki buçuk-üç yaşlarında daha fazla sorulur.

Çocuk: Ben de neden erkek çocuklar gibi ayakta çişimi yapamıyorum?
Ebeveyn: Kızlar ile erkeklerin vücutları farklıdır.
Çocuk: Neden farklıdır?
Ebeveyn: Sen kız olarak doğdun. Erkekler çişini yapmak için pipileriyle dünya gelirler. Bu nedenle zaman zaman oturmadan yapabilirl er.
Çocuk: Keşke ben de erkek olsaydım.
Ebeveyn: Kız olmanın da erkek olmanın da farklı güzellikleri vardır. Hayvanların da kendi aralarında farklılıkları vardır. Örneğin, fillerin hortumu, tavşanların uzun kulakları vardır.

BEN NEREDEN GELDİM? Çocuklar üç-dört yaşlarında doğum ile ilgili sorular sormaya başlar. Bu sorulara çocuğun sorduğu kadar cevap verilmelidir.

Çocuk: Ben nereden geldim?
Ebeveyn: Sen nereden geldiğini düşünüyorsun?
Çocuk: Bilmiyorum, arkadaşım Ayşe bebeklerin nasıl yapıldığını biliyor, fakat bana anlatmıyor.
Ebeveyn: Pekala, bebekler annelerin vücudunda özel bir yerde büyürler.
Çocuk: Bebek orada nasıl oldu?
Ebeveyn: Anne ve baba onu, annenin vücudundaki küçük yumurta ve babanın vücudundaki bir sperm ile yaptılar.

Devamını oku...
 

Cinsel Sorular

e-Posta Yazdır

Küçük yaştan itibaren cinsel konularda sorulan sorular cinsel eğitimin en önemli parçasını oluşturur. Çocukların cinsellikle ilgili sordukları sorulara eksik ya da kaçamak cevaplar verilmesi, anne-babalara ya da diğer yetişkinlere karşı güvensizliğe neden olur.

Çocuklar önce, yaklaşık olarak iki buçuk, üç yaşlarında cinsiyetle ilgili fiziksel farklılıkları fark ederler. Bu yaşlarda aynanın karşısına geçip vücudunu incelemeye başlaması cinselliğin ilk göstergelerinden biridir. Bu yaştaki çocuklar doktorculuk oyunlarında karşı cinsin özelliklerini keşfetmeye çalışır. Bundan dolayı “Neden babaların bıyıkları var?”, “Neden babalar etek giymez?”, “Neden kızlar çişini ayakta yapmaz?” gibi soruları sormaya başlarlar. Hatta kardeşleriyle yaş farkı az ise ya da komşu ve akrabalarında yaşı yakın çocuk var ise bu sorular daha erken başlayabilir.

Okul öncesi dönemdeki çocuklar kendi bedenleriyle çok ilgilidir. Çevredeki dünya kadar kendi hakkında da bilgi sahibi olmak isterler ve başta cinsel konular olmak üzere pek çok soru sorarlar. Bu sorular arasında özellikle üç yaştan sonra pipi ile ilgili sorular sorulur, çünkü bu dönem çocukların cinsel geliĢim açısından fallik döneme rastlamaktadır. Bu dönemde erkek çocukların sünnet ettirilmemesi gerekir. Ayrıca üç-dört yaş civarında doğum ile ilgili soruların sorulduğu dikkati çeker. Kısaca çocuğun cinsel konulara karşı ilgisi, üç yaşlarında başlayarak beş-altı yaşlarına kadar oldukça güçlü bir meraka dönüşür. Özellikle de evde, komşuda bir çocuğun doğması, hayvanların yavrulaması, filmler, resimler, bu konuda yetişkinlerin ve arkadaşlarının konuşmaları, çocuğun genital organlarına karşı ilgisi ve bunlarla oynaması, karşıt cinsin kendinden ayrı olduğunu görmesi ve buna benzer durumlar çocuğun cinsel konulara karşı merakını yükselten kaynaklardır. Bunun yanında sorulara inandırıcı cevaplar verilmemesi, susturulmak istenmesi, çocuğun bu merakının artmasına neden olur.

Devamını oku...
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »


Sayfa 1 / 6