Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Sitesi

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Çocuk Gelişimi
ÇOCUK GELİŞİMİ



Ahlak Gelişiminin Diğer Gelişim Alanlarıyla İlişkisi

e-Posta Yazdır

Ahlak gelişimi ile ilgilenen psikologlar, ahlak gelişiminde ya duygusal-güdüsel etkenlere ya da bilişsel etkenlere önem vermektedirler. Freud’un psikanalitik kuramında incelediği yasakları içeren süperegonun bir bölümü bilinci, diğer bölümü ise bilinçaltını içine alır. Bir kısım yasaklar, bilinç henüz tam gelişmeden küçük yaşlarda öğrenilmiştir. Süper ego, “vicdan” ve ego idealini kapsar. Bu analize göre toplumun kuralları, süper ego yoluyla kişiliğin bir bölümü hâline gelir. Böylece, birey dışarıda onu gözleyenler olmadığı zamanlarda bile kendi kendisinin denetleyicisi olarak o toplumun ahlak kurallarına uyar. Güçlü ve gerçekçi bir ego, içten gelen ve doyum isteyen daha çok cinsel ve saldırgan güdülerle, süper egonun bazen aşırıya kaçan yasaklamaları arasında sağlıklı bir denge kurabilir. Böylece hem ahlak gelişimi hem de psikolojisi yeterli olur. Sonuç olarak ahlak gelişiminin kişilik gelişimi ile sıkı ilişki içinde olduğu söylenebilir.

Freud kişiliğin gelişim sürecinde, ona paralel olarak, ahlak gelişiminde belirli psiko-seksüel dönemlerden geçerek gerçekleştiğini söylemiştir. Vicdan gelişiminde önemli olan unsur, çocuğun yaptığı yanlışlık karşısında ceza çekmesi değil; yanlışlık yaptığı kişinin yerine kendisini koyup, onun ne hissettiğini anlaması, onun için üzülüp yaptığından pişmanlık duymasıdır. Bu durum, ahlak gelişiminin bilişsel ögeleri de kapsadığını göstermektedir. Bireyin doğruyu ve yanlışı ayırt edip yaşama geçirebilmesi zihinsel becerileri edinmesiyle olasıdır. Böylece ahlak gelişiminde bilişsel yaklaşımlar da önemli yer tutar.


Piaget de zihin gelişiminden söz ederken ahlak gelişiminin bilişsel gelişime paralel bir süreç olduğunu belirtmiştir.

 

Psikanalitik Kurama Göre Ahlak Gelişimi

e-Posta Yazdır

Psikanalitik Kurama Göre Ahlak GelişimiSigmund Freud ahlak gelişimini, kişilik gelişimi gibi duygusal-güdüsel bir süreç olarak ele almıştır. İnsanın doğuştan sahip olduğu tüm güdülerin toplamı olan id, sürekli olarak isteklerine doyum arar. Ego, id’in hangi isteklerinin karşılanacağına ilişkin kararı verir. Süperego ise, çocuğa anne babası tarafından aktarılan ve ödül ceza uygulamalarıyla pekiştirilen, geleneksel ve toplumsal değerlerin içsel temsilcisidir. Süperego, çocukluk devresinde, çocuğun büyükleri ile olan etkileşimi sonucu gelişir ve fallik dönemde güçlenir. Özellikle üç-beş yaşlar arasında görülen fallik dönem, ahlak gelişimi açısından önemlidir.

Bu dönemde, çocuk, karşı cinsten olan ebeveynine karşı aşırı düşkünlük gösterir ve aynı cinsten olan ebeveyni kendine rakip olarak görür. Bu durumda yaşanan ilişkilere Freud “Oidipus(Ödipus) kompleksi” ve “Elektra karmaşası” olarak adlandırır. Bu süreçteki suçluluk duygusu, vicdan gelişiminin temelini oluşturur. Freud’un kuramına dayanan araştırmalarda, çocukların “kötü” kavramını iki yaş ve daha öncesinde anladıkları, tam olarak ise altı yaşında kazandıkları ortaya çıkmıştır. Ayrıca çocukların “kötü” kavramını “iyi” kavramından daha önce kazandıkları vurgulanır.

Ahlak gelişimi psikanalitik kurama göre açıklayan diğer kuramcı Erik Erikson(Erik Eriksın) ise, ahlak gelişiminin yetişkinliğin ilk dönemlerine kadar sürdüğünü belirtmektedir. Erikson, kişilik kuramına paralel olarak ahlak gelişimini ele almıştır. Erikson’a göre, süperego gelişimi, dört-altı yaşları arasındaki “girişimciliğe karşı suçluluk” döneminde oluşmaktadır. Bu dönemde çocuk, davranışlarını ve düşüncelerini anne-babayı memnun edecek şekilde gösterir. Çocuk zaman içinde “kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası” döneminde farklı grupların düşüncelerini benimseyerek, yetişkin olarak “yakınlığa karşın yalnızlık” döneminde ise, toplumun gerçeklerine uyum sağlayarak kendine ahlaki bir bakış açısı oluşturur.

Kaynak: Megep

 

Dil Gelişimini Etkileyen Faktörler

e-Posta Yazdır

Dil Gelişimini Etkileyen FaktörlerDil yeteneği ile zihin yetenek arasında doğru bir orantı vardır. 2 yaşına kadar çocuğun çıkardığı seslerle zekânın ilişkisinin olmamasına karşın, 2 yaşından sonra dil gelişimiyle zekâ arasında sıkı bir ilişki olduğu görüşü ağır basmaktadır. Erken konuşan çocukların zekâ düzeylerinin genellikle normal ya da normalin üstünde olduğu ve dilin zekâya bağlı olarak geliştiği görüşü kabul edilmektedir. Dilin kazanılması, çocuğun bilişsel gelişimine dayanmakta olup zihinsel uyum süreçlerinin her biri algılama, kavram geliştirme ve dilin kazanılmasıyla yakından ilişkilidir.

İşitme algısının normal olması, sağlıklı dil gelişimi açısından önemlidir. Duyma kusuru olan bebeklerin 6-9 aylar arasında yapılan ses oyunları döneminde normallerden ayrıldığı, bebeğin dil gelişiminin aksadığı belirtilmiştir. Görsel algılama dil gelişimi için belirleyici olmakta; ciddi görme kaybı olan çocukların dil gelişimleri, görmesi normal olanlara göre daha geç başlamaktadır.

Şiddetli ve uzun hastalıklar; çocuğun dili kullanmasını, konuşmasını 1-2 yıl geciktirebilir. Çocuğun hastalık nedeniyle başkalarıyla iletişimi ve haberleşmesi kısıtlanması ve konuşmaya daha az yüreklendirilmesi de konuşmasında gecikmeye neden olabilir.

Olgunlaşma ve öğrenme ile ilgili ögeler; çocuğun dil gelişimini etkiler. Çocuğun, dili akıcı kullanabilmesi için öğrenme sürecinden geçmesi gerekir. Çocuğun dil öğreniminin önemli kısmı kendi girişimi ile olur. Çocuk dili, örnek aldığı modeli taklit ederek gelişir. Dil gelişimindeki değişiklikler, zamanla çocuğun yaşı ilerledikçe ortaya çıkar.

Devamını oku...
 

Dilin Bileşenleri

e-Posta Yazdır

Dilin BileşenleriDil gelişimi konusunda yapılan çalışmalar doğrultusunda dil gelişimi; ses, sıra ve anlam sistemlerinden oluşur. Bunlar aşağıdaki gibi ifade edilebilir.

Ses Bilgisi
Konuşma dilinde anlamı ayırt etmeye yarayan en küçük ses birimleri, ses sistemlerini oluşturur. Çocuklar sesin akışını duymalıdır. Sesin akışını algılayan çocuk, bu sesleri küçük parçalara bölerek kendi dilini oluşturmaya başlar. Ünlü ve ünsüz ses birimlerinin farklı bileşimler hâlinde kullanılmasıyla sözcükler meydana gelir. Her dilin kendine özgü ses sistemleri vardır. Çocuklar yaklaşık olarak 2,5 yaşlarına kadar tüm ünlü ve ünsüz sesleri çıkarabilir. Tüm seslerin çıkarılması 7-8 yaşlarına kadar sürer.

Biçim Bilgisi
Sözcüklerin içyapılarını ilgilendiren kuralları içerir. Bu kurallar dildeki kök ve ekleri, bunların birleşme şekillerini ve çekim özelliklerini kapsar. Bir dilde anlam taşıyan en küçük birime biçim birim (morfem) denir. Bağımlı ve bağımsız olmak üzere iki tip biçim birim vardır. Bağımsız biçim birim tek başına kullanılabilir, bağımlı biçim birim ancak bağımsız biçim birim ile kullanılabilir. Örneğin “kuş” bağımsız biçim birimdir. Ama “kuşlar” sözcüğündeki “lar” bir bağımlı biçim birimdir ve yalnız kullanılamaz. Çocuklar sözcükleri öğrenip bunların anlamlarını anladıkça bu sözcüklerle ilgili kuralları da öğrenirler.

Devamını oku...
 

Çocuğun Öfkesini Önlemek İçin Yapılması Gerekenler

e-Posta Yazdır

Çocuğun temel gereksinimleri zamanında karĢılanmalıdır.
Öfkelenen çocuğun dikkati baĢka yöne çekilmelidir.
Çocuğa fiziksel ve duygusal cezalar verilmemelidir.
Ebeveynler öfkelenerek çocuğa örnek olmamalıdır.
Çocukların öfkeleriyle alay edilmemelidir.
Çocukların onurunu kıracak davranıĢlardan kaçınılmalıdır.
Çocuğun isteklerinin neden engellendiği anlayacağı dilden açıklanmalıdır.
Çocuğun her istediği Ģey yerine getirilmemelidir, yerine getirilmeme gerekçesi anlayacağı Ģekilde açıklanmalıdır.

Kaynak: Megep

 


Sayfa 3 / 6