Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Sitesi

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Çocuk Hikayeleri
Çocuk Hikayeleri

Çocuklar için Öğretici Hikayeler - On Küçük Köpek

Yazdır

On Küçük Köpek

Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar Eren adında bir çocuk varmış. Eren kırlarda koşup oynamaya bayılıyormuş.

Yine bir gün oynamak için kırlara gitmiş. Bu sırada peşine bir köpek takılmış. Zavallı köpek pek aç görünüyormuş.
Yiyecek bir şeyler arıyor, yerleri kokluyormuş. Eren köpeğe acımış.
- Vah vah, demiş. Keşke sana verecek bir şeylerim olsaydı...
Köpek acı acı havlamış. Sanki Eren'in söylediklerini anlamış. Bir süre birlikte yürümüşler. Az sonra bir de ne görsünler?
Karşılarında kocaman bir kemik yığını durmuyor mu?
Eren sevinçle:
- İşte, demiş. Senin için yiyecek bir şeyler.

Devamını oku...
 

Keloğlan ve Kuyudaki Dev

Yazdır

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde develer tellalken, pireler berberken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallarken; ülkenin birinde bir kasaba varmış. Bu kasabanın kenar mahallelerindeki bir kulübede, çok fakir bir keloğlan ile ihtiyar annesi yaşamakta imiş. Keloğlan çok akıllı ve becerikli olmasına rağmen çalışmaktan hoşlanmaz, tembel tembel evde oturmayı, ne buldu ise yiyip, içmeyi ve uyumayı severmiş. Tembel mi tembel, saçsız kafası ile de çok çirkin olduğu için herkes ona keloğlan dermiş. Keloğlanın ihtiyar annesi ise el çamaşırı yıkar, hem kendini, hem de tembel keloğlanı beslemeğe çalışır, zorluklar içinde geçinirlermiş.

Her nasılsa Keloğlanın canı çarşıya çıkıp dolaşmak istemiş. Bir de bakmış ki, uzakta bir kalabalık var. Kalabalığın ortasında bir adam bağıra bağıra bir şeyler söylüyor. Kalabalıktaki insanlarda onu dinlermiş. Bizim Keloğlanda kalabalığa sokularak bu adamın dediklerini dinlemiş. Adam meğer şehrin tellallarından biriymiş. Keloğlanın dinlemekte olduğu tellal şöyle demekteydi:

-Ağır bir iş için bir adama ihtiyaç vardır. Bu işi görecek adama yüz altın verilecektir. Talip olacak kimse varsa ortaya çıksın….

Keloğlan etrafta toplanan kalabalıktan ses seda çıkmadığını görünce ve bu işin sonunda yüz de altın verileceğini öğrenince tellala:

-Bu işi ben yaparım, yalnız bu yapılacak işi hemen bana söyle, demiş. Tellal Keloğlanı şöyle bir süzdükten sonra, gözü tutmamış olacak ki:

-Oğlum, sen bu işi yapamazsın, iş çok zordur. Bunu ancak akıllı, becerikli ve cesur adamlar başarabilir. Ben bunları sende göremiyorum, deyince;

Keloğlan:
-Ummadığın taş baş yarar. Ben bu işi başarırım, diye cevap vermiş. Etrafta toplanan kalabalıktan alaylı gülüşmeler yükselmiş. Bu sırada tellal onun biraz da fakir haline acıyarak:
-Pekala oğlum…Madem ki kendine güveniyorsun sana şimdi yapacağın işi tarif edeyim…
Uzak bir ülkeden mal getirmeye gidilecek…
Yolculuk at sırtında olacak, ama sen bu yolculuğa katlanabilecek misin?.. diye sorunca. Keloğlan: -Ben yaparım dediğim her şeyi yaparım. Elbette katlanırım, karşılığını vermiş. Tellal: -Madem ki bu kadar güvenin var, bende sana bu işi veriyorum. Paranı şimdi mi, yoksa dönüşte mi istersin?
Keloğlan da:
-Şimdi verinde birazı yanımda bulunsun, geri kalanını anneme harçlık bırakırım, der.

Bu şartlarla anlaşmaya varan Keloğlan sevinçle annesine koşarak durumu anlatır ve yanındaki parayı annesine bırakarak veda edip yapacağı işe gider. Toplantı yerine gelen Keloğlan, yolculuğun hazır olduğunu ve kafilenin kendisini beklemekte olduğunu görür. Kafile başkanı Keloğlana hazır olup olmadığını sorar. hazır olduğunu öğrenince küçük kafile hemen atlara binerek yola koyulur… İki gün durup dinlenmeden yol alırlar. Üçüncü gün Keloğlanın at sırtındaki yolculuktan vücudunun her tarafı ağrımaya başlar. Ama verdiği sözü ve aldığı parayı düşünerek sabırla yola devam eder. Artık akşam yaklaşmıştır. Kafile başkanı mola için kervanı durdurur. Keloğlan biraz dinleneceği için sevinmiştir. Ama bu sevinci çok sürmez. Atlar bağlandıktan sonra kafile başkanı kendini çağırır. Keloğlana der ki:

Devamını oku...
 

Kırmızı Başlıklı Kız

Yazdır

Bir zamanlar küçük bir kız varmış Annesi ona üzerinde kırmızı başlığı olan bir pelerin almış Kız bu pelerini çok seviyormuş ve nereye gitse onu giyiyormuş Bu nedenle de herkes ona Kırmızı Başlıklı Kız diyormuş

Bir gün “Kırmızı Başlıklı Kız!” diye seslenmiş kızın annesi “Büyükannen hâlâ hasta Hadi giyin de, ona yaptığım şu çöreği götür”

Kırmızı Başlıklı Kız da elbisesini giymiş, üzerine kırmızı başlıklı pelerinini geçirmiş, ve yola çıkmış

“Tavşan Ormanı’ndaki yoldan ayrılma sakın!” diye seslenmiş annesi arkasından (Ormanın adı Tavşan Ormanıymış, ama içinde uzun zamandır bir tek tavşan bile yokmuş - neden olmadığını birazdan öğreneceksiniz)

“Ayrılmam anne,” demiş Kırmızı Başlıklı Kız

Tam ormana girmiş, birkaç adım atmış ki, çalılıkların arasından bir ses duymuş Yola birden bir kurt fırlamış Kırmızı Başlıklı Kız korkusundan az kalsın elindeki sepeti düşürüyormuş Fakat kurt hiç de öyle düşmanca görünmüyormuş “Nereye böyle küçük kız?” diye sormuş kurt

Devamını oku...
 

Sağır Kurbağa Hikayesi

Yazdır

SAĞIR KURBAĞA

Kurbağalar bir gün yarışma düzenlemiş. Hedef; çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmış ve yarış başlamış. Gerçekte seyirciler arasında hiç biri yarışmacıların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Sadece şu sesler duyulabiliyormuş: ''Zavallılar! hiç bir zaman başaramayacaklar!''

Yarışmaya başlayan kurbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş. Seyirciler bağırmaya devam ediyorlarmış: ''Zavallılar! hiç bir zaman başaramayacaklar!''

Devamını oku...