• "Çocukların, nasihatten çok iyi örneğe ihtiyaçları vardır."

  • "Çocuğa verilebilecek en güzel şey zamandır."

  • "Çocukta ruh ve beden eğitimi ve gelişimi beraber yürütülmelidir. " (İbni Sina)

  • "Anneler dua ettiklerinde çocuklarının çevresindeki zırhı görselerdi, duayı hiç bırakmazlardı" Hz.Muhammed

Copyright 2020 - Çocuk Eğitimi

 Çocuk Gelişimi

Psikanalitik Kurama Göre Ahlak Gelişimi

Psikanalitik Kurama Göre Ahlak GelişimiSigmund Freud ahlak gelişimini, kişilik gelişimi gibi duygusal-güdüsel bir süreç olarak ele almıştır. İnsanın doğuştan sahip olduğu tüm güdülerin toplamı olan id, sürekli olarak isteklerine doyum arar. Ego, id’in hangi isteklerinin karşılanacağına ilişkin kararı verir. Süperego ise, çocuğa anne babası tarafından aktarılan ve ödül ceza uygulamalarıyla pekiştirilen, geleneksel ve toplumsal değerlerin içsel temsilcisidir. Süperego, çocukluk devresinde, çocuğun büyükleri ile olan etkileşimi sonucu gelişir ve fallik dönemde güçlenir. Özellikle üç-beş yaşlar arasında görülen fallik dönem, ahlak gelişimi açısından önemlidir.

Bu dönemde, çocuk, karşı cinsten olan ebeveynine karşı aşırı düşkünlük gösterir ve aynı cinsten olan ebeveyni kendine rakip olarak görür. Bu durumda yaşanan ilişkilere Freud “Oidipus(Ödipus) kompleksi” ve “Elektra karmaşası” olarak adlandırır. Bu süreçteki suçluluk duygusu, vicdan gelişiminin temelini oluşturur. Freud’un kuramına dayanan araştırmalarda, çocukların “kötü” kavramını iki yaş ve daha öncesinde anladıkları, tam olarak ise altı yaşında kazandıkları ortaya çıkmıştır. Ayrıca çocukların “kötü” kavramını “iyi” kavramından daha önce kazandıkları vurgulanır.

Ahlak gelişimi psikanalitik kurama göre açıklayan diğer kuramcı Erik Erikson(Erik Eriksın) ise, ahlak gelişiminin yetişkinliğin ilk dönemlerine kadar sürdüğünü belirtmektedir. Erikson, kişilik kuramına paralel olarak ahlak gelişimini ele almıştır. Erikson’a göre, süperego gelişimi, dört-altı yaşları arasındaki “girişimciliğe karşı suçluluk” döneminde oluşmaktadır. Bu dönemde çocuk, davranışlarını ve düşüncelerini anne-babayı memnun edecek şekilde gösterir. Çocuk zaman içinde “kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası” döneminde farklı grupların düşüncelerini benimseyerek, yetişkin olarak “yakınlığa karşın yalnızlık” döneminde ise, toplumun gerçeklerine uyum sağlayarak kendine ahlaki bir bakış açısı oluşturur.

Kaynak: Megep

Davranışçı Kurama Göre Ahlak Gelişimi

Davranışçı Kurama Göre Ahlak Gelişimi

Davranışçı kurama göre ahlaki davranışlar şartlı öğrenme yoluyla kazanılabilmektedir. Ahlaki yargılar, bireyin dışındaki etkenlere bağlı olarak ortaya çıkmakta, genelde onay gören ve pekiştirilen davranışlar “doğru”, hoş görülmeyen, cezalandırılan davranışlar ise “yanlış” olarak değerlendirilmektedir. Örneğin; bir çocuk arkadaşı ile oyuncaklarını paylaştığında ödüllendiriliyorsa, bu davranışı “doğru” olarak değerlendirecek ve yapmaya devam edecektir. Ayrıca davranışçı kuramcılar, ahlaki davranışların model alarak da öğrenildiği belirtir.

Kaynak: Megep

Ahlak Gelişiminin Diğer Gelişim Alanlarıyla İlişkisi

Ahlak gelişimi ile ilgilenen psikologlar, ahlak gelişiminde ya duygusal-güdüsel etkenlere ya da bilişsel etkenlere önem vermektedirler. Freud’un psikanalitik kuramında incelediği yasakları içeren süperegonun bir bölümü bilinci, diğer bölümü ise bilinçaltını içine alır. Bir kısım yasaklar, bilinç henüz tam gelişmeden küçük yaşlarda öğrenilmiştir. Süper ego, “vicdan” ve ego idealini kapsar. Bu analize göre toplumun kuralları, süper ego yoluyla kişiliğin bir bölümü hâline gelir. Böylece, birey dışarıda onu gözleyenler olmadığı zamanlarda bile kendi kendisinin denetleyicisi olarak o toplumun ahlak kurallarına uyar. Güçlü ve gerçekçi bir ego, içten gelen ve doyum isteyen daha çok cinsel ve saldırgan güdülerle, süper egonun bazen aşırıya kaçan yasaklamaları arasında sağlıklı bir denge kurabilir. Böylece hem ahlak gelişimi hem de psikolojisi yeterli olur. Sonuç olarak ahlak gelişiminin kişilik gelişimi ile sıkı ilişki içinde olduğu söylenebilir.

Freud kişiliğin gelişim sürecinde, ona paralel olarak, ahlak gelişiminde belirli psiko-seksüel dönemlerden geçerek gerçekleştiğini söylemiştir. Vicdan gelişiminde önemli olan unsur, çocuğun yaptığı yanlışlık karşısında ceza çekmesi değil; yanlışlık yaptığı kişinin yerine kendisini koyup, onun ne hissettiğini anlaması, onun için üzülüp yaptığından pişmanlık duymasıdır. Bu durum, ahlak gelişiminin bilişsel ögeleri de kapsadığını göstermektedir. Bireyin doğruyu ve yanlışı ayırt edip yaşama geçirebilmesi zihinsel becerileri edinmesiyle olasıdır. Böylece ahlak gelişiminde bilişsel yaklaşımlar da önemli yer tutar.


Piaget de zihin gelişiminden söz ederken ahlak gelişiminin bilişsel gelişime paralel bir süreç olduğunu belirtmiştir.

Toplumsal Öğrenme Kuramına Göre Ahlak Gelişimi

Toplumsal öğrenme kuramcılarına göre, ahlak gelişiminin temelinde yetişkin davranışlarının model alınarak ve taklit edilerek öğrenmesi yatar. Çocukların, ilk modelleri anne-babalarıdır. Çocuklar, hem genel birtakım tutumları, hem de özel bazı davranışları, anne-babalarını gözleyerek, model alma ve taklit yoluyla öğrenirler. Model alma süreci içindeki çocuklar, anne-babanın birçok kişilik özelliğini taklit ederken, ahlaki ve kültürel değer ve standartlarını da benimsemektedirler.

Değerler görecelidir ve bireyin doğduğu ve büyüdüğü kültüre bağlıdır. Toplumsal öğrenme kuramının en önemli özelliği öğrenmenin sosyo-kültürel yönüne önem vermesidir. Ancak ahlaklılığın kaynağı, anne babadan aktarılan değerlerin içselleştirilmesidir. Anne-baba disiplininin türü, çocuğun erken yaşlardaki kontrolleri içselleştirme yeteneğinde önemli rol oynar. Bir davranışın niçin onaylandığını ya da onaylanmadığını açıklayan anne-babalar, çocuğun ne istediğini anlamasını kolaylaştırıp, kendi davranışlarının sonuçlarını kestirmesine yardımcı olurlar. Olumlu toplumsal davranışlar daha önce içselleştirilmiş değerlerin sonucudur. Olumlu bir toplumsal davranışta bulunma sürecinin bir pekiştireç hâline gelmesi önemlidir.

Bunun yanında toplumsal öğrenme kuramına göre; davranışlar üzerinde çevresel etkenler kadar, bireyin bilinci de etkili olabilir. Bireyin çevresine olan tepkilerinin mekanik olmadığı, bireyin düşünerek, plan yaparak, yorum ve değerlendirmelerde bulunarak tepki gösterdiği görüşündedirler.

Kaynak: Megep

Piaget’ye Göre Ahlak Gelişimi

Jean Piagete Göre Ahlak GelişimiJean Piaget'ye göre çocukların ahlak gelişimi konusunda çalışan ilk araştırmacıdır. Piaget; ahlak gelişiminin, bilişsel gelişime paralel olarak geliştiğini ve belli bir sıra izleyen dönemler içinde ortaya çıktığını söylemektedir. Yaşı ne olursa olsun her bireyin bilişsel gelişimin en son basamaklarına kadar ulaşabilmesi beklenmemelidir. Biyolojik olgunlaşma ile öğrenme yaşantıları bilişsel gelişimde ulaşılabilecek düzey üzerinde belirleyici olmaktadır. Aynı durum ahlak gelişimi için de söz konusudur. Piaget’ye göre çocukların doğru ve yanlışa ilişkin yargıları ve kuralları yorumlama biçimleri yaşlara göre değişiklikler göstermektedir.

Piaget, çocukların ahlak gelişimini incelerken, çocukların altı yaşına kadar oyun kurallarının olmadığını, oyunları diğer çocuklardan öğrendikleri gibi oynadıklarını, ancak iki-altı yaş arasında bazı kuralları fark etmeye başlayarak ne anlama geldiğini ya da ne amaçla konduklarını bilmeden bu kurallara uygun davranışları taklit ettiklerini belirtmiştir.
Altı yaştan sonra çocuk, kuralları izlemede ya da uymada tutarsızlık gösterse bile kuralların ne anlama geldiğini kavramaya başlar. Bu yaşlarda çocuk, kuralların değiştirilemez olduğuna inanmakta ve hiç sorgulamadan bu kurallara uygun davranmaktadır.

Piaget’ye göre on yaşlarına kadar çocuklar, nedenlerini tam anlamadan kurallara uyarlar. Fakat kuralları koyan kişiler olmadığı zamanlarda bu kurallara uymayabilirler. Örneğin çikolata yemesi yasaklanan bir çocuk, annesi ya da babası yokken çikolata yiyebilir.

Devamını oku

f t g m