Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Sitesi

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
ÇOCUK GELİŞİMİ VE ÇOCUK EĞİTİMİ

DİSLEKSİ (ÖĞRENME BOZUKLUĞU)

e-Posta Yazdır

DİSLEKSİ NEDİR?

Disleksi dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren bir öğrenme bozukluğudur.

İlkokula başlayan disleksili çocuklarda eğitim alabilecek   zihinsel gelişim henüz tamamlanmadıgı için okuyamazlar, yazamazlar ve matematiksel işlemleri kavramada zorluk çekerler. Ancak bu onların zeka düzeylerinde bir sorun  olduğunu göstermez.

Hatta zeka düzeyi çok yüksek çocuklarda da görülmektedir. Fakat bazen hastalık farkedilmeyebilir.Disleksililer zeka düzeyleri  düşük olmadığı gibi özel yeteneklere     de sahip olabilirler. Buna önemli kanıt disleksili olduğu bilinen bilim adamları ve sanatçılardır: Albert Eistein, Leonardo da Vinci, Tom Crouse, Mickey Mouse gibi Disleksi’li çocuklarda dikkat bozukluğu da görülür. Bu nedenle bu çocuklara bir uzman tarafından sistemli bir dikkat eğitimi verilmelidir.Sözel, işitsel, görsel eğitim metodları seçilmelidir. Sınav sorularını çabuk okuyamazlar ve cevapları yazamazlar.   Bu nedenle bu çocuklara sözlü sınav yapılması daha etkin olur. Çoktan seçmeli sınavlarda (test) daha başarılı olurlar.

DİSLEKSİ TÜRLERİ

Disleksi doğuştan gelen gelişimsel ve travmaya bağlı disleksi olarak ikiye ayrılır. Doğuştan gelen disleksi doğum öncesi ,doğum sırasında ve doğum sonrası komplikasyonlara bağlı olarak üçe ayrılır.

Devamını oku...
 

Ericson’a Göre Psikososyal Gelişim ve Evreleri

e-Posta Yazdır PDF

E. Ericson, yaşam boyu gelişim ilkesini ortaya atan ilk psikologlardan biridir. Yaşam boyu gelişim kavramı, Erikson’un psikoloji bilimine en önemli katkılarından biridir. Erikson, psikososyal gelişim kuramını sekiz kritik döneme ayırarak ve her dönemde atlatılması gereken karmaşa ve problemleri ele alarak incelemiştir.

0-1 yaş  - Temel güvene karşı güvensizlik
1-3 yaş  - Özerkliğe karşı kuşku ve utanç
3-6 yaş  (Oyun Dönemi) - Girişimciliğe karşı suçluluk
6-11 yaş (Okul Çağı Dönemi) - Çalışma ve başarılı olmaya karşı aşağılık duygusu
11-20 yaş (Ergenlik Dönemi) - Kimliğe karşı kimlik bocalaması
20- 40 yaş (İlk Yetişkinlik Dönemi) - Yakınlığa karşı uzaklık
40- 65 yaş (Yetişkinlik Dönemi) - Üreticiliğe karşı durgunluk
65 yaş Olgunluk - Benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk

Sağlıklı bir kişilik kazanmak için bir evrenin başarılı olarak atlatılması, kendinden sonraki evre için olumlu temel oluşturur. Bir evredeki kriz tam olarak çözümlenemezse birey, o döneme takılıp kalır. Yaşamının daha sonraki dönemlerinde de bu kriz çözümleninceye kadar sorun yaratır. Örneğin; bebeklik çağı krizi olan güvensizlik, ergenlik çağı krizi olan kimlik karmaşası, yetişkinlik dönemlerinde gözlenebilir.

Temel Güvene Karşı Güvensizlik (0-1 Yaş)

Bu dönem 0-1 yaşı kapsar. Bebekler, çevrelerindeki dünyaya güvenebilecekleri ya da güvenemeyeceklerine ilişkin temel duygular edinir. Bir yaşına kadar çocuğun ihtiyaçlarının doyurulması, büyük ölçüde anneye bağlıdır. Annenin çocuğun ihtiyaçlarını giderirken onu sevmesi, okşaması, sıcaklığını hissettirmesi, ilgilenmesi, çocukta güven duygusunun temellerini oluşturmaktadır. Annesinin kendisini sevdiğinden emin olan çocuk, annesine ve çevresindeki dünyaya güvenir, kendini sevilmeye değer bulur. Anne tarafından reddedilen, soğuk davranılan, ihtiyaçları yerinde ve zamanında karşılanmayan çocuk, kendisine ve çevresine karşı güvensiz olur. Bu güvensizlik, ileride olumlu bir şekilde çözümleninceye kadar tüm gelişim dönemleri boyunca devam eder.

Devamını oku...
 

john Dewey’e Göre Ahlak Gelişim Kuramı

e-Posta Yazdır PDF

john Dewey’e Göre Ahlak Gelişim Kuramı

John Dewey, ahlak gelişimi ve bilişsel gelişimi paralel olarak ele alan ilk kuramcıdır. Dewey, ahlak gelişimini bireyin eğitimi ile ilişkili olduğunu ve eğitimin bireyde değerler sisteminin gelişmesini sağladığını belirtmiştir. Bu süreçte bireyin davranışını etkileyen ve geliştiren, onu daha iyi duruma getiren “ahlaki fikirler” oluşarak ahlaki yargının temeli atılır.

Dewey’e göre ahlaki gelişim üç döneme ayrılır, ancak Dewey bu dönemleri kuramsal düzeyde açıklamıştır.

Üç Dönemi şunlardır;

Ahlak ve gelenek öncesi dönem: Bireyin, biyolojik ve sosyal dürtülerle güdülenerek gösterdiği ahlaki davranışları içeren dönemdir.

Geleneksel dönem: Bireyin, içinde bulunduğu grubun değerlerini benimsediği dönemdir.

Özerk dönem: Bireyin davranışlarının, kendi akıl yürütmesi ve karar vermesi ile oluştuğu ve içinde bulunduğu grubun standartlarını irdeleyerek benimsediği dönemdir.

Kaynak: Megep

 

Törel Davranış Nedir

e-Posta Yazdır PDF

Törel davranış, toplumun töresine uygun davranıştır. Her toplumun, ahlak, inanç, gelenek ve görenekleri vardır. Örneğin; çocuk yetiştirmenin toplumsal ilkelere, kurallara inançlara, ahlaka, gelenek ve göreneklere de uygun olması istenir. Toplumsal davranışın değeri, özelliği, töreye uygun olmasıyla doğru orantılıdır.

Kişilik gelişimi, bireyin isteğine bağlıdır. Çünkü bireyin güdülerine “dur” deyip, onu belirli doğrultulara yöneltecek olan bireyin kendini geliştirme isteğidir. Bireyi çeşitli şekillerde davranışa yönelten fizyolojik ve toplumsal güdüler, bireyin gelişmesiyle birlikte belli bir düzene girer. Böylece kişilik, törel davranışların kişide yerleşik hâle gelmesi olarak kabul edilir.

Törel gelişim, bireyin toplumsal gelişimi ile ilgili olup toplumsal gelişimin bir uzantısıdır. Bu kapsamda törel gelişim, davranışların toplumun uygun göreceği bir biçimde düzenlenmesi anlamına gelir.

Törel davranışla ilgili olarak toplumdan topluma iyi-kötü, doğru-yanlış gibi değer yargıları değişebilir. Törel gelişim içinde, davranışların toplumun uygun göreceği bir biçimde düzenlenmesi de yer alır.

Çocuklar, törel davranışlara doğuştan sahip değildir. Çocuk doğuştan ne iyi, ne de kötüdür. Çocuğun nasıl bir birey olacağı doğumdan sonraki yaşantılarına bağlıdır. Çocuğun gelişiminde olumlu ya da olumsuz yaşantılarının etkileri, törel davranışlarının değişmesine yol açabilir.

Kaynak: Megep

 

Psikanalitik Kurama Göre Ahlak Gelişimi

e-Posta Yazdır PDF

Psikanalitik Kurama Göre Ahlak GelişimiSigmund Freud ahlak gelişimini, kişilik gelişimi gibi duygusal-güdüsel bir süreç olarak ele almıştır. İnsanın doğuştan sahip olduğu tüm güdülerin toplamı olan id, sürekli olarak isteklerine doyum arar. Ego, id’in hangi isteklerinin karşılanacağına ilişkin kararı verir. Süperego ise, çocuğa anne babası tarafından aktarılan ve ödül ceza uygulamalarıyla pekiştirilen, geleneksel ve toplumsal değerlerin içsel temsilcisidir. Süperego, çocukluk devresinde, çocuğun büyükleri ile olan etkileşimi sonucu gelişir ve fallik dönemde güçlenir. Özellikle üç-beş yaşlar arasında görülen fallik dönem, ahlak gelişimi açısından önemlidir.

Bu dönemde, çocuk, karşı cinsten olan ebeveynine karşı aşırı düşkünlük gösterir ve aynı cinsten olan ebeveyni kendine rakip olarak görür. Bu durumda yaşanan ilişkilere Freud “Oidipus(Ödipus) kompleksi” ve “Elektra karmaşası” olarak adlandırır. Bu süreçteki suçluluk duygusu, vicdan gelişiminin temelini oluşturur. Freud’un kuramına dayanan araştırmalarda, çocukların “kötü” kavramını iki yaş ve daha öncesinde anladıkları, tam olarak ise altı yaşında kazandıkları ortaya çıkmıştır. Ayrıca çocukların “kötü” kavramını “iyi” kavramından daha önce kazandıkları vurgulanır.

Ahlak gelişimi psikanalitik kurama göre açıklayan diğer kuramcı Erik Erikson(Erik Eriksın) ise, ahlak gelişiminin yetişkinliğin ilk dönemlerine kadar sürdüğünü belirtmektedir. Erikson, kişilik kuramına paralel olarak ahlak gelişimini ele almıştır. Erikson’a göre, süperego gelişimi, dört-altı yaşları arasındaki “girişimciliğe karşı suçluluk” döneminde oluşmaktadır. Bu dönemde çocuk, davranışlarını ve düşüncelerini anne-babayı memnun edecek şekilde gösterir. Çocuk zaman içinde “kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası” döneminde farklı grupların düşüncelerini benimseyerek, yetişkin olarak “yakınlığa karşın yalnızlık” döneminde ise, toplumun gerçeklerine uyum sağlayarak kendine ahlaki bir bakış açısı oluşturur.

Kaynak: Megep

 

Bakıcı parasını devlet veriyor

e-Posta Yazdır

Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği desteğiyle 2015 yılında uygulanan Evde Çocuk Bakımı Projesi ile İzmir, Antalya ve Bursa’da toplam 6 bin kadını iş hayatına kazandırılmıştı. Proje, 28 Kasım 2016 itibariyle İstanbul ve Ankara’da da başlıyor.

Evde Çocuk Bakımı Projesi nedir?

İki yaşından küçük çocuğunuz varsa ve çalışmak, daha önce çalıştığınız işe geri dönmek ya da yeni bir işte çalışmaya başlamak istiyorsanız bu projeyle Sosyal Güvenlik Kurumu size ihtiyacınız olan desteği sağlayarak aylık 320 Euro veriyor. 2017 yılının üçüncü çeyreğinde tamamlanacak olan proje sayesinde Ankara ve İstanbul illerinde yaşayan ve ilk başvuran 5 bin anne gerekli şartları taşımaları halinde mali destekten faydalanabilecek.

Toplam destek miktarı ne kadar?

0-24 ay aralığında çocuğu olan çalışan annelere verilecek destek aylık 320 Euro. Bu mali destekten yararlanabilmek için öncelikle sigortalı olarak çocuk bakıcısı çalıştırmak ve kişinin kendisinin de sigortalı işçi olması gerekiyor.

Eğer çocuğa tek başına bakılıyorsa, yüzde 40 ve üzeri oranda engelli çocuk varsa ya da resmi makamlarca onaylanmış bir (Milli Eğitim Bakanlığı ve/veya İŞKUR onaylı veya Mesleki Yeterlilik Kurumu Belgesi sahibi olmak) sertifikaya sahip ya da sertifika programına kayıtlı çocuk bakıcısı çalıştırılıyorsa yararlanılabilecek mali destek miktarı 416 Euro’ya çıkıyor.

Destek şartları neler, kimler faydalanacak?

Devamını oku...
 

Reggio Emilia ile Montessori Arasındaki Farklar

e-Posta Yazdır
Maria Montessori 20. yy'ın başında İtalya Roma'da zorunlu eğitim sonrası ilk kez çocuğa hak ettiği değeri geri vererek, -itaatkar askerler, işçiler, memurlar, düşünmeyen insanlar yetiştirmek için yapılandırılan- zorunlu eğitim sistemine alternatif getirerek kendi zamanında çığır açmıştır. Doktor Montessori'nin çocuk gözlemlerinin sonuçları ve o dönemin çocukları için geliştirdiği eğitim sistemi çok değerlidir. Montessori, Reggio Emilia da dahil diğer alternatif yaklaşımlara da ilham olmuş ve eğitim felsefesinin çağ değiştikçe daha da gelişmesine çok önemli bir katkı sağlamıştır.

Reggio Emilia 1950'lerde faşist rejim sonrası İtalya'da Montessori'nin çocuğa verdiği değeri biraz daha geliştirmiş, öğrenmenin sınırlarını ve kalıplarını kaldırmış, didaktik sistemden vazgeçerek çocuk yapılandırmacı ve çocuk odaklı bir felsefe benimseyen bir yaklaşımdır. Felsefe olduğu için kendini sürekli geliştirebilir, her çağa ve teknolojiye ayak uydurabilir.
Erken çocukluk eğitim metotlarını sırasıyla inceleyen Model Erken Çocukluk Eğitim Merkezi'nin (Model Early Learning Centre) sıra Reggio'ya gelince Reggio'nun üzerine başka bir programın olmadığını, çocuk için en iyi öğrenme yolu olduğunu söyleyerek yollarına başka arayışlarda bulunmadan Reggio ile devam ettiklerini biliyoruz. (Bu düşüncenin ve

* Reggio Emilia'yı bir anda anlamak zordur. Çünkü her kültüre, her çocuğa, her öğretmene, her ebeveyne göre yapılan her şey değişkenlik gösterir, kaçınılmaz olarak. Reggio Emilia yaşandıkça anlaşılır. Öğretmenler uygulama yaptıkça Reggio Emilia felsefesinin içine daha fazla girebilirler. İstekli herkes Reggio Emilia öğretmeni olabilir, öğretmenlik mezunu olmak da şart değildir. Mühim olan felsefeyi özümsemek ve uygulayabilmektir. Sertifika programı yoktur. Öğretmenin kendini geliştirmesi kaçınılmazdır.
- Montessori belli kuralları, sınırları olduğu için anlaması kolaydır. Öğretmenler Montessori kurallarının anlatıldığı bir eğitimden geçerek Montessori öğretmeni olabilirler. Montessori'nin sertifikası vardır. Öğretmen kendini geliştirmeye devam eder.
Devamını oku...
 

Çocuğun Öfkesini Önlemek İçin Yapılması Gerekenler

e-Posta Yazdır PDF

Çocuğun temel gereksinimleri zamanında karĢılanmalıdır.
Öfkelenen çocuğun dikkati baĢka yöne çekilmelidir.
Çocuğa fiziksel ve duygusal cezalar verilmemelidir.
Ebeveynler öfkelenerek çocuğa örnek olmamalıdır.
Çocukların öfkeleriyle alay edilmemelidir.
Çocukların onurunu kıracak davranıĢlardan kaçınılmalıdır.
Çocuğun isteklerinin neden engellendiği anlayacağı dilden açıklanmalıdır.
Çocuğun her istediği Ģey yerine getirilmemelidir, yerine getirilmeme gerekçesi anlayacağı Ģekilde açıklanmalıdır.

Kaynak: Megep

 

Duygusal Gelişimde Korkunun Nedenleri ve Önlenmesi

Yazdır PDF

Duygusal Gelişimde Korkunun Nedenleri ve Önlenmesi

Korkunun Nedenleri

Çocuklarda güven duygusunun kazandırılmamış olması
Çocuğun sevgi ve şefkatten yoksun olarak büyümesi
Çocuk yetiştirmede baskıcı ve otoriter tutumun tercih edilmesi
Tehditlerle çocuğu yönlendirmek, “yemeğini yemezsen seni doktora götürüp serum taktıracağım” gibi
Çocukları soyut ya da somut şeylerle korkutmak
Aile içinde şiddet olaylarının yaşanması, şiddet ve korku öğeleri içeren filmlerin izlenmesine izin verilmesi

Korkunun Önlenmesi
Korkuya neden olan etmenleri ortadan kaldırılmalıdır.
Yetişkinler çocuklarına örnek teşkil edeceğinden korkularını onlara belli etmemelidir.
Çocukların korkularıyla alay edilmemeli, korktuğu şeyle karşı karşıya getirmeye çalışılmamalıdır.
Çocukların korku ve şiddet öğeleri içeren filmleri izlemesine izin verilmemelidir.
Çocuğa aşırı baskı uygulanmamalıdır.
Çocuğa fiziksel cezalar uygulanmamalıdır.
Korku, eğitim aracı olarak kullanılmamalıdır.
Çocuğa güven duygusu kazandırılmalı, sevgi ve Ģefkat gösterilmelidir.

Kaynak: Megep

 

Cepa'da Buz Pateni Partisi -1 Aralık 8 ocak ayı boyunca ücretsiz

Yazdır

Facebook'ta Paylaş

Cepa AVM, 1 aralık 8 Ocak tarihleri arasında çocuklara buz pisti, müzikli kar efektleri ile dolu bir Buz Partisi'nde yaşatacak. Birbirinden renkli yılbaşı vitrinleri, eğlenceli tiyatro gösterileri ve yılbaşı atölyeleri ile Aralık ayı Cepa'da çocuklara çok renkli unutamayacakları güzel bir Aralık ayı yaşatacak. Her saat başı 25 çocuğun katılım yapabileceği buz pistinde çocuklar kayma teknikleri hakkında bilgi alarak hoşça vakit geçirebilecek.

Adres: Üniversiteler, Km., Eskişehir Yolu, 06800 Çankaya/Ankara
Telefon: (0312) 219 64 01
Çalışma saatleri: 10:00–22:00

 


Sayfa 4 / 15