Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Sitesi

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
ÇOCUK GELİŞİMİ VE ÇOCUK EĞİTİMİ

GEBELİK VE SİGARA

e-Posta Yazdır PDF

GEBELİK VE SİGARA
Hamileyseniz ve sigara içiyorsanız, henüz doğmamış bebeğinize de sigara içiriyorsunuz demektir!

Hamilelikte sigara tüketimi bebek ve hamilelik üzerine son derece olumsuz etkilere sebep olur. Sigaranın içerdiği zift, nikotin, karbon monoksit ve diğer zehirli birçok madde direkt bebeğe geçer.

Sigara içen annelerin bebekleri, içmeyen annelerin bebekleri ile kıyaslandığında 200-250 gram daha düsük agirlikta ve 1 cm daha kisa dogmaktadir.Ayrica dogum kilosu düsük olan bebeklerin kronik bir hastaliga yakalanma ve dogumdan sonraki ilk 1ay içerisinde ölme riski 40 kat artmaktadir.

İstatistiklere göre, sigara içen annelerin düşük yapma ve ölü doğum yapma oranı içmeyenler göre %50 daha fazladır. Ayrıca, sigara içenlerin bebekleri 21/2 oranında aniden ölüm riski taşır. Eğer hamile olmadan önce sigarayı bırakırsanız, tüm bu riskler dört ay içinde yok olacaktır.

Gebelikte sigara kullanimin bir diger önemi de bebegin sinir sistemi gelisimi üzerindeki olumsuz etkileridir. Yapilan çalismalarda dogum öncesi sigaraya maruz kalan bebeklerde hiperaktivite, dikkat eksikligi, heceleme ve okuma zorluklarinin daha sik oldugu görülmüstür.

Devamını oku...
 

Normal Doğum

e-Posta Yazdır PDF

Normal doğum son adet tarihinizden sonraki 37-42 gebelik haftaları arasında, kendiliğinden başlayan rahim kasılmalarıyla bebeğin vajinal yolla canlı olarak doğmasıdır. Rahim ağzının açılmaya başlaması ile rahim ağzında bulunan müküs tıkaç dışarı atılır ve halk arasında “nişan gelmesi” adını alır. Bu nişan gelmesi, doğumun başladığını gösterir.

Doğum ağrıları diğer ağrılardan farklıdır. Bu ağrıların en önemli özelliği düzenli aralıklarla oluşudur. Doğumun başlangıcında, 30 dakika arayla gelen ağrılar 10-15 saniye sürer, giderek hem ağrılar arasındaki süre kısalır hem de ağrının şiddeti ve süresi artar. Doğumun sonlarına doğru 2-3 dakika arayla gelir ve 60-70 saniye sürer. Gebe bir kadının ağrılarının 10 dakika aralıklarla düzenli olarak başlaması, doğumun yakın olduğunun ve hastaneye gitmesi gerektiğinin ifadesidir. Rahim ağzının tam olarak açılması ilk doğumunu yapan kadınlarda 12 saat kadar, daha önce doğum yapmış kadınlarda da 8 saat kadar sürer.

Rahim ağzının tam olarak açılmasından sonra rahim kasılmaları daha da sıklaşır ve annede ıkınma hissi başlar. Bebek rahim kasılmaları ile itilerek doğum gerçekleşir. Bu devre yaklaşık olarak 1 saat surer.

Devamını oku...
 

Gebelikte Yapılan Testler

e-Posta Yazdır PDF

Gebelikte Yapılan Testler

6-8. Hafta: Gebelikte yapılan ilk kontroldür.
Bu haftalarda yapılan tetkikler

1. Ultrasonografi: Ultrasonda düzgün gebelik kesesi içinde kalp atımı olan embriyo ile embriyoyu besleyen keseyi (yolk sac) görmek mümkündür. Ultrasonda ayrıca rahimde myom, yumurtalıklarda kist türü her hangi bir kitlenin varlığı araştırılır. Rahim ağzının uzunluğu ve şekli de değerlendirilir. Bu gebelik haftalarında vajen içinden (transvajinal yolla) yapılan ultrason karından (transabdominal) yapılana göre daha net bilgi verir.

2. Kan grubu, Rh : Gebenin kan grubu Rh negatif, eşinin kan grubu Rh pozitif olması durumunda Kan uyuşmazlığı (Rh/rh) durumundan bahsedilir. Anne rahmindeki bebeğin kan uyuşmazlığından etkilenip etkilenmediğini anlamak için ise İndirect Coombs testi yapılmalıdır. İndirect coombs testi negatif olan gebeler, kan uyuşmazlığına bağlı bebekte bir etkilenme durumunun olmadığı anlaşılarak takibe alınırlar. 28.haftada tekrarlanan İndirect coombs testi negatifliğinin devamı durumunda bebeği son aylara kadar kan uyuşmazlığından korumak için Anti D Immunglobulin enjeksiyonu yapılır. Yine, kan uyuşmazlıkları olan gebelerde doğumdan sonra bebeğin kan grubuna bakılır. Kan grubunun Rh pozitif olması durumunda anneye yapılan Anti D Immunglobulin uygulaması tekrarlanır. Anne adayı kan grubunun Rh negatif, baba adayınınkinin ise Rh pozitif olması dışındaki tüm olasılıklarda kan uyuşmazlığı söz konusu değildir.

3.Tam kan sayımı : Tam kan sayımı ile gebeliğin başlangıcında herhangi bir kan eksikliği (anemi) durumunun varlığı araştırılır

Devamını oku...
 

Kaç Aylık Hamileyim

e-Posta Yazdır PDF

Hamile bayanların çoğu gebelik haftasını hesapladığı halde veya doktoru haftasını söylediği halde “kaç aylık” olduğunu merak etmektedir. Kaç aylık gebeyim? Kaç ay bitti? Kaç aya girdim? Aslında bu haftalar ve aylar arasındaki uyumsuzluk ve karışıklık 1 ayın tam 4 hafta olmamasından kaynaklanıyor. 1 ay 4 hafta 3 gün sürüyor yaklaşık. Önemli olan ay hesabı değil hafta hesabıdır. Gebelik süreci 40 haftadır. Bu konuda kafa karışıklığına meydan vermemek için doktorların yaklaşık olarak kabul ettiği ay ve haftalar şöyledir:

4-5 haftalık gebeliklere 1 aylık denilir
8-9 hafta bittiğinde 2 ay bitmiştir
12-13 hafta bittiğinde 3 ay bitmiştir
16-17 haftalar bittiğinde 4 ay bitmiştir
20-21 haftalar bittiğinde 5 ay bitmiştir
24-25 haftalar bittiğinde 6 ay bitmiştir
28-29 haftalar bittiğinde 7 ay bitmiştir
32-33 haftalar bittiğinde 8 ay bitmiştir
36 hafta bittiğinde 9 ay bitmiştir ve son aya girilmiştir. (Doğum 9 ay değil 10 ay gibi oluyor bu durumda)
40 hafta bittiğinde –> 9 ay 10 gün denilen yani toplam 280 gün tamamlanmıştır bu da 40 hafta eder.

Devamını oku...
 

Hayalci Çınar - Mustafa Tuğrul Tanser

e-Posta Yazdır PDF

Yazar       :  Mustafa Tuğrul Tanser
Kitap Adı :  Hayalci Çınar
Yayınevi   :  Nar Yayınları

Kitap Tanıtımı

Çınar ağacı:

- Az gitsem, uz gitsem, dere tepe düz gitsem, önce gölün kıyısında yürüsem, demiş.

Tam bu sırada bir ses duymuş. Ses:

- Sen nereye gidersen git. Az git, uz git. Ben de peşinden giderim, üstünde gölge ederim, demiş.

Çınar, sese aldırmamış. Sözlerine devam etmiş.

Devamını oku...
 

Hurmanın Doğuma Faydası

Yazdır

Hurma rahim kaslarını etkileyip canlandırırmış ve hareketini düzenlermiş. Aynı zamanda bağırsak ve doğum kanallarını temizlemesi hasebiyle de doğum yapacak kadınlar için çok faydalı bir yiyecekmiş. Bu rahime olan etkisinden dolayı da hamileliğin son haftalarında, doğumun kolay geçmesine yardımcı olması için kadınlar bol bol hurma yermiş. O kadar araştıran, okuyan, ssvd yapan biri olarak bu bilgiye yeni ulaşmış olmak beni üzse de, nasipmiş diyorum (artık kısmetse üçüncüye uygularım) ve benim gibi geç kalanlar olmasın diye siz blog okurlarının istifadesine sunayım bu bilgiyi dedim.

Ben hep Meryem Suresi’ndeki doğum olayının anlatılışında, “hurma ağacının gövdesine tutunarak acı çeken Meryem”i anımsar, ayetin doğumun nasıl da zor ve sancılı olduğuna vurgu yapmaya çalıştığını düşünürdüm; üstelik de Meryem “N’olaydım, keşke bundan önce öleydim de unutulup gidenlerden olaydım” diyorken. Oysa ayetin devamı aklımda kalmamış, onu atlamışım: Haydi, hurma dalını kendine doğru çekerek silkele, üstüne taze ve olgun hurmalar dökülsün; sonra da ye, iç, gözün aydın olsun!

Benim için çok mucize dolu bir bilgi oldu bu, geç de olsa edindiğim. sizin için umarım geç değildir ey sevgili gebe okurlarım :)

Devamını oku...
 

Çocuk Yetiştirmeyle İlgili Doğru Bilinen 8 Yanlış

e-Posta Yazdır

Geçmişten günümüze kulaktan kulağa aktarılan birçok bilgi, çevrenin yönlendirmeleri veya günümüzün bilgi kirliliği, çocuk yetiştirirken annelerin doğru bilgiye ulaşmalarını kimi zaman engelleyebiliyor. Peki doğru bildiğimiz bu yanlışlar hangileri? Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, çocuk sağlığıyla ilgili annelerin en sık karşılaştıkları doğru bilinen yanlışları anlatıyor:

1- BEBEK FAZLA KUCAĞA ALINMAZ, ALINIRSA KUCAĞA ALIŞIR!

Yenidoğan bebeğinizi emzirmek, altını değiştirmek, sevmek, okşamak, konuşmak için kucağınıza almalısınız. Anne ile Bebek arasında kurulacak sevgi ve güven bağı için bu çok önemlidir. İstekleri karşılanan, sevgi ve güven hisseden bebeğinizi daha ileri dönemlerde uyku, beslenme gibi durumlar için belirli bir düzene alıştırmak daha kolay sağlanır. Özellikle ilk üç ay bebeğinizi sık sık kucağınıza alın.

2- ŞİŞMAN ÇOCUK SAĞLIKLIDIR!

Şişmanlık sağlık değil, sağlıksızlık göstergesidir. Hem çocukluk çağı hem de erişkin dönem için hipertansiyon, damar sertliği, şeker hastalığı, ortopedik bozukluklar, pişik, solunum yolu enfeksiyonları, psikolojik bozukluklar gibi birçok hastalıkla ilişkisi saptanmıştır. Dengeli beslenenen çocuk zayıf da olsa sağlıklıdır.

Devamını oku...
 

Samiha Ayverdi'den Annelere

e-Posta

ANNELERE

Çocuk yetiştirmenin aileye yüklediği mesuliyetler arasında hiç şüphesiz büyük pay anneye düşmektedir. Bu mesuliyetler arasında ilk göze çarpan, çocuğa tuvalet terbiye ve âdabı kazandırmaktır. Çocuk, anasının işleyip pekiştirdiği bu terbiyeyi iyice benimseyinceye kadar onu takip etmek annenin vazifeleri cümlesindendir. Öyle ki, çocuk artık kendi başına tuvalete girmeye başladığı zamandan itibaren anası dört gözle onu kollamaya mecbur sayılır. Tuvaletten sonra nasıl temizlendiğini, ellerini hakkıyla yıkayıp yıkamadığını ve klozeti temiz bırakıp bırakmadığını kontrol etmedikçe çocuk bu titizliği kazanamaz.

Yazlık evimizde bir komşu kızı ile salıncakta kolan vurduğumuz sırada, ileri geri gidip gelen salıncakta sallanırken kızın çamaşırından çıkan pis koku beni öylesine rahatsız etmişti ki, nihayet eğlencemizin en tatlı ânında hızımı kesip arkadaşımın da buna mecbur olması ile salıncak sefasına son vererek bu mide bulandırıcı sefadan vazgeçmiş olduğumu hatırlamaktayım.

Devamını oku...
 

Nazik Erik - Ailede Eğitim

e-Posta

AİLEDE EĞİTİM

Bir bakıma insancıl, bir bakıma bencil; bir yanda müşfik, bir yönden gaddar, acımasız bir dünyada yaşıyoruz. Günümüzün medenî âlemi bir taraftan atomu geçip hidrojen bombası imal eder, öldürmek için yeni yeni zehirli araçlar geliştirirken bir yandan silâh tahdidine girişiyor. Bir yandan göklere fırlattığı casus uydular ile milletlerin kendi sınırları içindeki huzur ve emniyetlerini selbederken öte yandan bütün dünyaya şamil bir insan sevgisinden dem vuruyor. Emeğini, toprağını, rahatını, hayatını sömürmeğe kastettiği topluluklara dostluk, kardeşlik davetleri sunuyor. Ve bu dünyada tabiat, eşya kadar fezayı da kucaklıyan günümüzün ilmi, işte bu teknik ve tefekkürün elinde yine de toplumlara, dolayısıyle insana, yeni yeni ufuklar açıyor.

GÜNÜMÜZÜN KAOSU ve İNSAN

Yıkılış ve yapılışların ortasındayız. Ve bu ilim - fikir- felsefe kaosu içinde bilinen, görülen, duyulan, düşünülen her ne varsa sanki yeni bir düzen, yeni bir üslûp ihtiyacını hissettiriyor. Günümüzün medeniyyeti, tefekkürü yeni bir değerler nizamı kurma peşinde. Onun için bugün etrafımızdaki canlı cansız herşey yeniden bir araştırma konusu oluyor. Hemen hemen her tarafta ve her yönü ile değişen bir dünyada yine de sabit kalan, değişmeyen bir mihver var: İnsan! Dün nasıl ise bugün de ilim, teknik, felsefe, insan mihrâkı etrafında dönüyor. Bir taraftan imha ederken diğer taraftan ihyâya çalışılıyor. Bugün de insan ve insanın mutluluğu, bir ilmî tetkik konusu olmaktan öte tahakkuku gaye edinilen ciddî bir hedeftir.

Bu yolda uğraşan, didinen sadece ilim adamları değil. İlim adamlarını basamak edinen kuruluşlar da var! Maddî-manevî sebepler yanında çeşitli menfaatler milletleri, birbirini yıkan insanı bilmeğe, insanı bulmağa, dolayısıyla insanı sevmeğe sevketmektedir. Bu tutum ve davranışlar ve bunu iş edinen kuruluşların gayretleri, günümüzün çıplak gerçekleri karşısında bir tesellidir. Hiç şüphesiz yarınlar için de bir ümit. 1979'un Uluslararası Çocuk Yılı olarak tahsis ve teşebbüsünün dünyaca kabul edilmesi bu şartlar ortasında değerlendirilmelidir.

Devamını oku...
 

Demir Eksikliği Zekâ Geriliği Nedeni

Yazdır

Demir eksikliği zekâ geriliği nedeni

Huzursuzluk, iştahsızlık, çok uyuma, halsizlik ve çabuk yorulma… Bunlar bebeklerde ve çocuklarda görülen demir eksikliğinin en önemli belirtileri arasında.

İSTANBUL - Pek çok hastalığa işaret eden demir eksikliği, zekâ geriliğinin de nedenleri arasında gösteriliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Aslı Toros, anne sütüyle beslenemeyen bebeklerde demir eksikliği görülebildiğini söylüyor.

Kansızlığın her yaşta ortaya çıkabilen bir sorun olduğunu ancak özellikle bebeklik ve çocukluk çağında daha sık rastlandığını belirten Dr. Toros, çocuklarda demir eksikliğinden kaynaklanan sorunlar ve sorunun tedavisi hakkında şu bilgileri veriyor:

“Demir eksikliğinin temel sebebi bebeğin anne sütü almaması ve demirden eksik gıdalarla beslenmesidir. Demir eksikliğine bağlı kansızlık basit bir sorun değildir. Sadece fiziksel rahatsızlıklara neden olmakla kalmayıp, bebeklerde zekâ düzeyini de etkilemektedir. Bu nedenle ailelerin, bebek ve çocuklarında sık görülen kansızlığın belirtilerini iyi gözlemlemesi ve zamanında uzmana başvurması gerekmektedir.

Devamını oku...
 


Sayfa 7 / 13