Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Sitesi

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
ÇOCUK GELİŞİMİ VE ÇOCUK EĞİTİMİ

Feza Gürsey Bilim Merkezi

Yazdır

Feza Gürsey Bilim Merkezi, 23 Nisan 1993 tarihinde açılmış olup, Türkiye’nin ilk Bilim Merkezi uygulamasıdır.

Adını, uluslararası bilim camiasınca tanınan, çeşitli uluslararası ödüller almış ünlü bir bilim insanımız olan Feza Gürsey’den alan ve Türkiye'nin ilk bilim merkezi olan Feza Gürsey Bilim Merkezi; Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin eğitime katkı hedefleri doğrultusunda, 23 Nisan 1993 tarihinde kurulmuştur. İçinde yer alan yaklaşık 50 parçalık deney seti ile her yaştan ve her meslekten kişilere, meraklılara ve araştırmacılara sunulan merkez, yeni sergi tasarımları ile gelişmekte, ziyaretçilerini "Bilim Merkezi" kavramının sunduğu o muhteşem dünya ile karşılamaktadır. Elektriğin günlük yaşamımızdaki etkilerinden yıldırımın oluşmasına, sıcak hava balonundan yerçekimine, algılama ve uzaya ilişkin kavramlara kadar pek çok bilimsel ve teknik konuda ziyaretçilere deneyler yapma, eğlenerek öğrenme imkanları sağlar. Bütün deney setlerinin ziyaretçilerin emrine sunulduğu merkezde, rehberler herkese yardımcı olmakta, cana yakın bir ev sahipliği yapmaktadırlar.

Neler Var

Feza Gürsey Bilim Merkezi’nde göreceğiniz ve yapacağınız çok şey var! Sergi salonlarımızdaki 60’dan fazla etkinliklerimizde her yaş için bir şey var!

Devamını oku...
 

Bir Öğrenci Annesi

Yazdır

Bir öğrenci annesinin, veli toplantısı sonrası yazdığı yazı

14 Ekim 2016 Cuma, nazanyildız

Benim görüşmelerim pek üç dakikayı geçmedi çünkü hemen hepsinde aşağıda yazacağım aynı konuşmaları yaptık. İçeri giriyorum, kendimi tanıtıyorum. Öğretmen listesinden öğrenciyi buluyor ve başlıyor ;

“ Hoş geldiniz, oğlunuz çok akıllı bir çocuk. Arkadaşlarına ve bizlere karşı duyarlı ve saygılı. Not ortalaması şöyle, ama ödevlerini sıkı takip etmiyor. Lütfen siz takip edin.”

Dinliyorum, son cümleye kadar.

“ Ben ödev takip etmem Hocam. Kendisi yapar ise yapar, yapmaz ise sizin göstereceğiniz tepkiye ve sonuçlarına katlanır.” “ Ama biliyorsunuz bizim okulumuzun velilerinde ödevleri takip edebilmesi için bir sistem var. Bunu yapmanız için kuruldu bu sistem.”

“ Evet o sistemi duydum ve henüz hiç bakmadım. Bakmayı da düşünmüyorum. Ödevleri takip etmesi gereken kişi oğlum ve kontrolde sizin işiniz, benim değil.”

“ Peki, bunu neden yapıyorsunuz ?”

“ Hocam, ben de eğitimciyim ve ödevin aile de bir soruna dönüşmesine karşıyım. Tamam tekrar öğrenmeyi pekiştirmesi açısından yararlı ama kontrolcüsü veli olmamalı. Kontrol veliye bırakıldığında ve bu konuda takip veliden beklenildiğinde evde bazı sorunlara sebep olabiliyor. En basiti anne-baba ve çocuk arası her akşam bir ödev gerginliği yaşanıyor. Tüm günü okulda geçiren çocuğun bir de evde sınırlı zaman geçirdiği anne-babası ile ödev yüzünden sorun yaşamasını doğru bulmuyorum. Ben her akşam oğluma yapması gereken ödevleri var ise yapmasını hatırlatır ve bırakırım. Yapmaz ise okulda ki sonuçlarına katlanacağını bilir.”

Devamını oku...
 

KARDEŞ KAVGALARI İLE EBEVEYNLER NASIL BAŞEDEBİLİR?

Yazdır

Her ebeveynin yönetmekte zorluk çektiği problemlerden bir tanesi, kardeşler arasındaki çekişmelerdir.

Genellikle “paylaşma” konusunda yaşanılan problemler, doğru yöntemle çözüm üretilmediğinde, ileriki yıllara da yansıyan bir soruna dönüşür. İşte bu konuda anne babaların bilmesi gerekli olan 10 önemli madde:

1. Çözümü çocuktan beklemeyin.

Kardeş çekişmelerinin genelde en mağduru, büyük çocuktur.

Ebeveynler küçük olanın isteğinin yerine gelmesi ve susması için büyükten yardım isterken, çoğu defa büyüğün hakkını elinden aldıklarının farkına varmazlar.

Kardeş çekişmelerinde kimden yardım isteneceği değil, yardım istenecek konuda adalet önemlidir.

2. Bağırtıya yenik düşmeyin.

Ev bir dinlence ortamıdır. Bu dinlencelerde genellikle çocuklardan bir tanesinin ve genellikle hep aynı çocuğun bağırtısı anne babayı tetikler. Kısa sürede çözüm üretmeye çalışan anne babalar, genellikle bağırtıyı susturmak üzere çözüm üretme yanılgısına düşerler. Hâlbuki bu tutum, ilerisi için oldukça yanlış bir pedagojik tutumdur. Zaman ne kadar dar olursa olsun ebeveynler bağırtıyı susturmak amacıyla değil, adaletli bir çözüm üretmek üzere hareket etmelidir.

3. Zamanı planlayın.

Devamını oku...
 

Okula başlayan çocuğa nasıl davranmalı

Psikiyatrist Dr. Alper Hasanoğlu, okula ilk kez gidecek çocukların ayrılma korkusu yaşayabileceğini belirterek, ''Bu nedenle annelerinin okulda kalmalarını, sınıfta oturmalarını isteyebilirler. Veliler bunu bir sorunu olarak görüp, çocukları azarlayarak, cezalandırarak tepki göstermemelidir'' dedi.

Hasanoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, okulla ilk tanışacak birinci sınıf öğrencilerinin korkularının çeşitli şekilde ortaya çıktığını belirterek, şöyle konuştu:

''Okula ilk kez gidecek çocukların ayrılma korkusu olabilir. Bu nedenle annelerinin okulda kalmalarını, sınıfta oturmalarını isteyebilirler. Veliler bunu bir sorunu olarak görüp, çocukları azarlayarak, cezalandırarak tepki göstermemelidir. Çünkü ayrılma korkusu anne-baba ve çocuk arasında güvenli bir bağlanmanın oluşmadığının da işareti olabilir. Belli bir süre sabır ve empatiyle çocuğa yaklaşılmalı, eğer bir-iki haftadan uzun sürüyorsa profesyonel destek alınmalıdır.''

Okula ilk kez gidecek çocuklar ayrılma korkusu yaşayabilir.

Kızının ilkokul birinci sınıfa başladığı gün, bir annenin bazı veli ve öğrenciler önünde endişeli bir yüz ifadesiyle çocuğuna sarılıp, öğretmenine ''Benim oğlum yalnız kalmaktan çok korkuyor. Ne yapmalıyız sizce?'' diye bir soru yönelttiğini anlatan Hasanoğlu, ''Çocukların korkuları doğru olsa bile, hem kendi yanlarında, hem de diğer öğrencilerin önünde dile getirilmesi büyük bir hatadır. Bu tutum çocuğu diğerlerinin önünde küçük düşürür. Ayrıca pek de var olmayan bir korkunun çocuğun yüreğine ekilmesine de neden olur'' dedi.

OYUN VE ÖDEV DENGESİ

Hasanoğlu, çocuklarda aylar düzeyindeki yaş farkının bile önemli olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

Devamını oku...
 

Çarpım Tablosu - Öğrenmenin Bir Yöntemi

e-Posta

Çarpım tablosunu ezberlemekte zorlanan çocuklar için eğlenceli bir yöntem.

Devamını oku...
 

Çocuğunuzla Doğru İletişim Kurmanın Yolları

Yazdır PDF

Çocuğunuza onu sevdiğinizi söyleyin. Çocuğunuza gün içerisinde ufak tefek de olsa sorumluluklar verin.

Çocuğunuz yanlış bir davranış sergilediğinde çocuğunuzu azarlamayın. O durum içerisindeki önce olumlu davranışlarını söyleyin. Daha sonra olumsuz davranışlarını nedenleriyle birlikte anlatın, açıklayın, azarlamayın.

Çocuk için annenin yeri ayrıdır, babanın yeri ayrıdır. Bu nedenle birbirinizin rollerini çalmayın, ben daha fazla vakit geçirim demeyin. Çocuklar sadece annesini ya da babasını değil ikisini birden yanında ister. Rutin aktiviteler yapın.


Bir şeyi yapsın diye geçici kurallar koymayın. Bir kural koyuyorsanız onu sürekli uygulayın. Sizi sağladığınız tutarlılık sayesinde çocuğunuzda doğru davranış yerleşecektir, oturacaktır. Koyduğunuz kuralları uygulayın.

Devamını oku...
 

Anne sütü alan bebeklerin ilk yıl gelişimi

Yazdır

Anne sütü alan bebeklerin ilk yıl gelişimi

Yazar: Natalya Arslantürk

Pek çok anne sırf anne sütüyle beslenen çocukların gelişmesinin ve büyümesinin mamayla beslenen çocuklara göre değişik olduğunu farkına varmaktadır.
Doktorların kullandığı çocuk gelişme ve büyüme kalıpları, mamayla beslenen çocukların gelişmesi takip edilerek oluşturulduğu için anne sütüyle beslenen çocuklara uygun değildir. Bu kalıplara bakarak bazı anneler çocuklarına sadece anne sütü vermektense gereksiz yere mama vermeye veya anne sütüyle beslemeyi tamamen kesip “yetişkin yemeklerine” yani ek gıdaya başlamaktadır. Bebeğin emdiği süt miktarının ölçülmesi ve sütün yeterli olup olmadığını nasıl anlamak gerektiği konusunda çoğunlukla bilgi olmadığı için bu yanlış davranışlar artmaktadır. Bebek 3- 4 aylık olana kadar anne vücudunda bebek için yeterli süt oluşmaya başlar. Bu yüzden de memeler eskisi gibi sertleşmez ve bazı anneler sütünün bittiğini düşünerek ek gıdalara başlar.

Bu yazıda, anne sütüyle beslenen çocukların kilo alma özelliklerinden, anne sütünün bebeğin normal gelişmesi ve büyümesi için yeterli olup olmadığını nasıl anlamak gerektiğinden, annelerin sütün yetmediğini düşünerek yaptıkları yanlışlıklardan söz edeceğiz. Çoğu anne-baba için anne sütünün yeterli olduğunu gösteren işaret bebeğin kilo almasıdır. İlk 3-4 ayda bebeğin ağırlığı hızla artar, 5. ayda ise bebeğin kilo alma hızı azalır ve genelde anneler bu azalmaya hazır değildir. Anne sütünün yeterli olduğunu gösteren başka işaret yok ise (bunlardan daha sonra söz edeceğiz) anne bebeğinin bu kadar az kilo almasına üzülerek ek gıdaya başlamaya karar verir. Bundan dolayı ek gıdalara başlamak gerçek kilo kaybına yol açar. Sık-sık emzırmek yerıne anne az emzirip bebeğe mama ek olarak verıyorsa bu beslenme tarzı bebeğin kilo kaybına ve anne sütünün azalmasına yol açar   Dahası anne sütünün azalması bebeğin besin kalitesini de düşürür. Dolayısıyla bebeğin beslenmesinde mama ve ek gıda kullanılmaya başlanması sonucunda anne umduğunun tam tersine bebeğin büyüme ve gelişmesine engel olmuş olur.

Bebeğin kaç gram aldığı ve boyunun kaç santim uzadığı genelde doktorun muayenehanesinde öğrenilmektedir, fakat anne sütünün yeterli olduğunu gösteren ve ne kadar sık emzirmek gerektiğini gösteren yöntemler vardır.

Bebeğin altıncı ayında ek gıdalara başlayıncaya kadar anne sütünün yeterli olduğunu gösteren işaretler: emzirme sıklığı, bebeğin çiş ve kaka yapma sıklığı, onun genel durumu ve keyifleridir.

İşeme sıklığının normları

Aşağıda gösterdiğimiz anne sütünün yeterli olduğunu gösteren işaret ve rakamlar bebeğin anne sütü dışında (su, mama, başka bir kişinin sütü) başka bir şeyle beslenmediği düşünülerek gerçeği yansıtan rakamlardır. Bebeğin ilk günlerde 1-2 çocuk bezi kirletmesi normaldir, o dönemde bebeğin çiş yaptığını fark edebilmek bile zordur. Annesinin sütü gelince (vücudunda süt oluşmaya başlayınca) bebek daha çok süt tüketmeye başlar, böylece daha çok çiş yapar, bezinin ağırlığı da artar.

Devamını oku...
 

Cocuğunuzun Beynini Geliştirecek 10 Yöntem

Yazdır

Oktay Aydın, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü’nde öğretim üyesi. “Beyin ve öğrenme ilişkileri”, “Zeka ve zekanın geliştirilmesi”, “Üstün zekalı çocukların eğitimi” konuları ihtisas alanı olan Yard. Doç. Dr. Oktay Aydın’ın anlattıkları çocukların eğitimi konusunda anne babalara bir rehber niteliğinde…

İnsan beyninin 10 yaşına kadar sünger kıvamında olduğunu ve bu dönemde temel yetenek ve becerilerle ilgili her şeyi emdiğini söyleyen Yard. Doç. Dr. Oktay Aydın bu dönemin çocukların içindeki potansiyeli açığa çıkarma ve yükseltmek için çok önemli olduğunu vurguluyor. Yani çocuğun beynini bir santral gibi düşündüğümüzde bu santrali 50 hatla kullanmak yerine bin hatlık bir merkeze dönüştürmek mümkün. Ancak bunu yaparken beynin nasıl işlediğini çok iyi bilmek gerektiğini belirten Aydın “Okul öncesi süreçte aklına gelen her davranışı yapmaya çalışan çocuk, ilköğretim döneminde daha mantıklı ve kontrollü davranışlar geliştirir. Bunu sadece büyüme ile açıklamak mümkün değil. Aslında buradaki değişikliğin sağ ve sol beyindeki tepkilerden kaynaklandığını bilmek ebeveynlerin yapacağı pek çok yanlışı da önleyebilir. Çünkü beyni bilmeden çocuğun davranışlarını yorumlamak pek çok hataya neden oluyor. Çocuğun birçok davranışı ile ilgili ‘vurdumduymaz, saygısız, saldırgan, tembel vb.’ nitelemeler yapılabilir. Oysa bu tepkiler çocuğa özgü değil, bulunduğu yaşa uygun davranışlar” diyor. İşte Aydın’ın tavsiyeleri…

1- Ardışık rakamlarla işlem yaptırın

Okul öncesinden başlayıp ilkokulu bitirinceye kadar çocuklara oyunlaştırılmış ortamlarda dikkat ve bellek çalışmaları yaptırılmalı. Dikkat ve bellek çalışmaları sanılanın aksine sadece bu konuda sorun yaşayan çocuklar için değil, bu yaştaki tüm çocuklar için gerekli. Ardışık olarak verilen sayı ve sözcük kümelerini tekrar etmek. (Örneğin, 3-0-9-8, araba-toprak-masa-deniz gibi. Giderek sayı ve sözcük sayısı artırılarak uygulama devam ettirilebilir.) İki resim arasındaki farkları bulmak. Anlamsız cümleleri söyleyip tekrarlamasını istemek gibi uygulamalar yapılabilir. (Örneğin, “Gökyüzünde yürüyen evin yaprakları mutluydu.”)

2- Parmaklarıyla değil akıldan hesap yaptırın

Akıldan hesaplama egzersizleri de beyin açısından oldukça etkili. Çocuğun yaşına uygun yönergeler verin ve hesaplamayı parmaklarıyla değil, akıldan yapmasını isteyin. Uygulamayı, zorluk düzeyini artırarak ve zenginleştirerek tekrarlayın. “İki elman var, iki elma da ben verirsem, kaç elman olur?” “Üç elman var, ikisini ben alıp yesem, kaç elman kalır?” “Dört elman var, birini ben yedim, birini de arkadaşın yedi, toplam kaç elman kalır?” “Beş elman var, iki elma daha verdim, bir elmanı da arkadaşına verdin, kaç elman olur?” “28+12+7=?” “33-6+5=?”

3- Ses ve görüntüsünü kaydedip izletin

Devamını oku...
 

OKUYAN ÇOCUKLAR İÇİN ANNE – BABALARA ÖNERİLER

Yazdır

Okumayan Anne Babanın Okumayan Çocuğu Olur

OKUMAYAN ANNE BABA YANLIŞ ROLDE

OKUYAN ÇOCUKLAR   İÇİN ANNE – BABALARA  ÖNERİLER…


Herkes deniz diyor, yüzmeyi öğreten yok.
Herkes balık diyor, tutmayı gösteren yok…

Taş devri, bakır devri,tunç devrinden… geçen insanlığımız; cilalı imaj devrinde ve görselliğin egemenliğinde boğuluyor; tüketim çılgınlığının nesnesi olarak can çekişiyor. Madde insanın yeni putu… Görüntü (imaj) tek belirleyen… Jean Baudrıllard’ın anlatımıyla bir algısal yanılsama (similasyon) altındayız… Medyatik uygarlık günümüz toplumlarını  ‘ışık hızında yayılan sembol dünyasında’ yaşatıyor. Televizyon, büyülü yeni bir din gibi… Postmain’a göre televizyon, hoşumuza giden konularla bizi oyalayarak önemli konuları dikkatimizden kaçıran görsel bir şiddet uyguluyor…
Yayın “dünyası”ndaysa, teknolojik gelişimin baş döndürücü hızına uygun olarak her on saniyede bir kitap yayınlanırken, yaşadığımızsa bir paradoks… (Ne yaman bir çelişki’dir ki… kitap kültürü  tehlikede)… Lise, üniversite bitiren nüfusumuz artarken, ders dışı kitaplarla okumayı sürdüren nüfusumuz oran olarak  azalıyor. Okullar okumayan insan yetiştiriyor… Uzmanların da uyardığı  gibi, dünya kitap çöplüğüne döndü. Niteliği, nicelikle vuruyorlar. Kötü kitap  iyi kitabı kovuyor.Yine bir yazarımızın da dediği gibi, bugün “…kitap dünyası binmiş arabasına cehenneme doğru gidiyor. Çer çöp kitapların baştan çıkarıcılığına karşı koyabilmek için” anne-babaların, öğretmenlerin, yerel yönetimlerin sorumluluğu her gün biraz daha artıyor…

Devamını oku...
 

Ali Dayı Çocuk Kütüphanesi

e-Posta

İLK ÖRNEK ÇOCUK KÜTÜPHANESİ: ALİ DAYI


Ali Dayı Çocuk Kütüphanesi’nin Ankara Ali Fuat Başgil Mahallesi, Nene Hatun Caddesi 57 numarada bulunan bahçe içerisindeki iki katlı binası, emekli Vali Merhum Hamdullah Şükrü KENANOĞLU tarafından 1985 yılında Bakanlığımıza bağışlanmıştır.

Ülkemizde okuma alışkanlığının yetersiz olduğuna ve bu yetersizliğin okuma alışkanlığının küçük yaşlarda kazandırılması halinde giderilebileceğine inanan KENANOĞLU, çocuk kütüphanesi olarak hizmet vermesi şartıyla Bakanlığımıza bağışladığı kütüphaneye, kendisine emek veren manevi babasının anısına “Ali Dayı Çocuk Kütüphanesi” adı verilmesini vasiyet etmiştir.


Bakanlığımızca, Ali Dayı Çocuk Kütüphanesi’nin ilk örnek çocuk kütüphanesi olarak hizmet vermesi amacıyla 2010 yılında projelendirme ve yeniden yapılandırma çalışmaları yapılmıştır. Binanın iç ve dış onarımı ile bahçe peyzajı yapılmış, çocuklar için kütüphane mobilyaları ve donanım malzemeleri tasarlanmıştır. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren iyi birer okur olma bilinci ve alışkanlığı kazandırmak amacıyla zengin ve güncel bir koleksiyon oluşturulmuş, koleksiyon eğitsel oyuncak ve araç gereçlerle desteklenmiş, kütüphanede çalışmak üzere bir kütüphaneci ve bir sınıf öğretmeni görevlendirilmiştir.

Devamını oku...
 


Sayfa 7 / 15